TNT Kargo-Cafe Turco Bazaar  Anlaşmalı Kargo Şirketi
Güvenlik Bilgileri
Üye Adı :
Şifre :
 
Şifremi Unuttum
Üye Olmak İstiyorum
Aydınlık Zihinlere Küçük Bir Katkı

Amadeo Preziosi
 

Eski İstanbul'u Tuvale Döken Maltalı Ressam

19. yüzyıl İstanbulu, araştırmacısından edebiyatçısına; müzisyeninden ressamına Batılı gezginlerin uğrak yeri olmuştur.
Batılı gezginlerin bugün milli kütüphanelerde, müzelerde, saraylarda ve özel koleksiyonlarda yer alan birbirinden değerli anı, resim ve gravürleri, İstanbul’un geçmiş yapılanmasını, insanlarının örf, adet ve gündelik yaşamlarını bizlere ulaştıran emsalsiz belgeler olarak nitelendirilmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son nefeslerini alıp verdiği, koca bir saltanatın merkezi olmaya devam eden geçen yüzyılın İstanbulu, Avrupa’nın ünlü ressamları tarafından ziyaret edilen büyülü bir kent olarak Batı’da nam salmıştır.

Geçen yüzyılın İstanbulu’nu resimleyen ünlü sanatçılar arasında Meeling, Thomas Allom, Eugene Delacroix, Alexandre Decamps, Eugene Fromentin gibi birbirinden güzel yapıtlar bırakmış ressamlar bulunmaktadır. Ancak bütün bu sanatçılar, İstanbul’da birkaç ay veya birkaç yıl kalmışlar, bu gizemli kentin meydanlarını; cami, saray, çeşme gibi yapıtlarını resimledikten sonra ülkelerine dönmüşlerdir. Ama, bütün bunların arasında, İstanbul’a gönül verip, bu kentte yaşamayı seçen ve bu kentte ölen bir tanesi vardır ki, onun yaptığı resimlerde eski İstanbul gündelik yaşamından kesitler ve insan manzaraları gibi daha özgün detaylar yer almıştır. İstanbul tutkunu bu ressam, aslında bir Kont olan Maltalı Amadeo Preziosi’dir. 17. yüzyılda Korsika’dan Malta’ya göç etmiş; Sicilya kralı tarafından soyluluk payesi verilmiş bir aileden gelen Preziosi, 2 Aralık 1816 tarihinde Valetta’da doğmuş, çocukluk ve gençlik yıllarını Malta’da geçirmiştir. Babası Kont Gio François Malta’nın ileri gelen, varlıklı kişilerinden biri olarak bilinmektedir. Özel öğretmenlerden dersler alarak büyüyen Preziosi’nin resme olan tutkusu çocukluğunda başlamış, hukuk eğitimi görmüş olmasına rağmen resim sanatında gösterdiği olağanüstü kabiliyet, onu daha ileri yaşlarda ressamlığa yöneltmiştir. İlk resim çalışmalarına Giuseppe Hyzler’in atölyesinde başlayan sanatçı daha sonra Fransa’ya geçerek bu alandaki eğitimini Paris Güzel Sanatlar Akademisi’nde tamamlamıştır. Dönemindeki Avrupalı ressamların, Doğu’nun kapısı olarak adlandırılan İstanbul’a taşınmaları Preziosi’de büyük bir etki yapmış olmalıdır ki; fırçalarını, boya takımlarını yüklendiği gibi, 1842 yılında Malta’dan İtalya’ya geçmiş, oradan da İstanbul’a ulaşmıştır. Aslında, anılarında da belirttiği gibi Preziosi İstanbul’a iki yıl için gelmiştir. Ancak geldikten sonra, bu muhteşem kentin renkleri içinde kaybolup gitmiş; onu bir mıknatıs gibi çeken bu kentin büyülü atmosferinde, gelip geçen yılların farkına bile varamamıştır. İstanbul’a hayran kalan Preziosi sokak sokak dolaştığı bu kentin insanlarına büyük bir sevgi duyar; bu sevgi ve hayranlığını da, koltuğunun altından eksik etmediği resim kağıtlarına döker. İstanbul da Preziosi’yi sevmekten geri kalmaz; ona sokakları arasında sıkışıp kalmış dükkanların, kahvehanelerin, hamamların, ibadethanelerin kapılarını açar. Herhangi bir sokaktan geçen simitçi veya bir ayı oynatıcısı, çeşmeden testisine su dolduran bir kadın, onun tuvalinde ölümsüzleşir. İstanbul Boğazı’nın mavi sularını, üzerinde süzülüp giden kayıkları, köşkleri, sarayları resimlemekten de geri kalmaz. Ortaya çıkarttığı birbirinden güzel yapıtlar, yerli yabancı, döneminin sanatseverleri tarafından satın alınmış; konakların, sarayların duvarlarını süslemiştir...Amadeo Preziosi’nin İstanbul’a olan tutkusu, Malta’daki soylu atalarından gelen zenginlikleri ona unutturmuş; doktorluk, tacirlik, avukatlık gibi mesleklerde yer edinmiş öteki aile fertlerinin tersine ve babasının karşı çıkmasına rağmen o ressamlığı ve İstanbul’u tercih etmiştir. Ana dili İtalyanca’nın dışında, Fransızca, Yunanca, İngilizce ve Türkçe bilen sanatçı, İstanbullu bir Rum bayanla evlendikten sonra üçü kız, biri erkek dört çocuk sahibi olmuş, ailesiyle beraber uzun yıllar Beyoğlu’nda, bugünkü İngiliz Konsolosluğu’nun yakınlarındaki Hamalbaşı Sokağı’nda, 14 numaralı evde oturmuştur. Ancak, başını dinlemek istediği zamanlarda da İstanbul’un sayfiye yerlerinden Yeşilköy’ü (Aya Stephanos’u) tercih ettiği bilinir. Burayı seçmesinin nedenlerinden biri, Yeşilköy’de oturan Levanten ailelerinden gelen yakın dostları ise, diğeri de boş zamanlarında yaptığı avcılıktır. Yeşilköy ve Florya civarı, geçen yüzyılın sonlarında çok iyi birer avlak alanıdır. Yeşilköy’de satın aldığı ve av köşkü olarak adlandırdığı ev, Preziosi’nin İstanbul’un dışında geçirdiği zamanlarının ana mekanı olmuştur. Nitekim, 27 Eylül 1882 tarihinde, henüz 65 yaşında iken Yeşilköy civarında yapılan bir av partisine katılan Preziosi, kötü bir talih eseri elinden düşürdüğü tüfeğinin patlamasıyla kendisini ağır bir şekilde yaralamış, ertesi gün de yaşama veda etmiştir. Preziosi’nin resimlerinin taşbaskıları, 1858 yılında Stamboul Recollections Of Eastern Life ve 1861 yılında Stamboul Souvenir d’Orient adlı albümlerde yayımlanmıştır. Ölümünden bir yıl sonra, 1883 yılında yayımlanan üçüncü albümü “Encylopedie Des Arts Decoratifs de L’Orient-Stamboul-Moeurs et Coutumes”ün önsözüne imzasını atan Victor Champier, Amadeo Preziosi’yi ve onun fırçalarından dökülen İstanbul’u şöyle anlatır:“İstanbul... Bu kelime kulağa ya bir savaş gürültüsü, yahut bir zafer şarkısı gibi gelir... İstanbul, bir zamanlar Bizans olan, günümüzde de Constantinople adıyla yaşayan bu muhteşem kente Türklerin verdiği addır. Monsieur Amadeo Preziosi’nin yaşamı ve gerçek doku suluboya tabloları ile bizlere sunduğu; girintili çıkıntılı sokakları, pazarları, pitoresk gezinti yerleri ve gariplikleri ile süslenmiş olan İstanbul’dur... Şüphesiz, vatanından genç yaşta ayrılarak, Avrupa’da bile az tanınan bir medeniyetin bağrında kendine yuva kuran bir sanatçıya pek az rastlanır. Bu sanatçı ki, Doğu’nun muhteşem ışığında gözlerini yıkayarak, anlamdaki zenginliğe erişebilmiş, ruhtaki güç ve kabiliyetleri sezebilecek saadete kavuşmuştur...”1858, 1863, 1867 yıllarında resimlerini Paris ve Londra’da sergileyen ve bir dönem Sultan II. Abdülhamid’in saray ressamlığını da yapan Kont Preziosi’nin tablolarından bir kısmı günümüzde İstanbul Resim Heykel Müzesi, Topkapı Sarayı, Deniz Müzesi ve bazı özel kolleksiyonlarda korunmaktadır. Malta’da doğup büyümüş, yaşamı İstanbul’da son bulmuş bu İstanbul tutkunu mistik sanatçı, 1882 yılının sonbaharında defnedildiği Yeşilköy Katolik mezarlığının bir köşesindeki ebedi istirahatgâhında yatmaktadır.
*Turgay Tuna,yazar

 

 
 
Malezya Ordek
 
Malezya Ordek

Ürün Özellikleri