TNT Kargo-Cafe Turco Bazaar  Anlaşmalı Kargo Şirketi
Güvenlik Bilgileri
Üye Adı :
Şifre :
 
Şifremi Unuttum
Üye Olmak İstiyorum
Aydınlık Zihinlere Küçük Bir Katkı
Platon Savunma (İÖ 399)
 
Platon Savunma (İÖ 399)

Sokrates Atina demokrasisi tarafından bilgelik suçundan ötürü yargılandı, suçlu bulundu ve yok edildi. Biçimsel suçlamalar birer uydurmaydı.
Gençleri yozlaştırmak ve Tanrı tanımazlık. Gerçek suç gençleri gerçekliğe eğitmek ve usun gerçekliğini biricik gerçeklik olarak tanıtmaktı. Gerçek suçlu idealizm di.
Sokrates savunmasında şu temaları ele aldı.
1) İyi yaşam nedir?
2) Politik erkin doğası.
3) Dinsel inancın temeli.
4) Ölüm ve Ölüm üzerine sorular.
5) Gerçekliğin varoluşu,
6) Felsefi uslamlama ve diyaloğun doğası

Devamı
 
 
Sfenks'in Gizemi
 
Sfenks'in Gizemi

Piramitlerin "Bekçisi" Kaç Yaşında?
Mısır'da, Giza'daki üç büyük piramidin biraz doğusunda, bilinmez bir zamandan beri bu vadiyi bekleyen, gözlerini doğuya dikmiş yarı insan, yarı aslan bir heykel var: Sfenks. Ejiptologlar, Khafre piramidini Vadi Tapınağı'na bağlayan yolun bitiminde yer alan bu gizemli ve "dilsiz" yapının, İ.Ö 2500 dolaylarında firavun Khafre tarafından yaptırıldığını düşünüyorlar. Oysa ne Giza'daki herhangi bir anıtta bunu destekler bir ifade var, ne de Mısır'ın herhangi bir yerinde. Sfenks'in yapıldığı tarih, Ejiptologlar ne derse desin, bilinmiyor.

Devamı
 
 
Pompei : Bir Felaket' in Anatomisi
 
Pompei : Bir Felaket' in Anatomisi

İ.Ö. 79 yılında Vezüv yanardağından yükselen dumanlar birkaç saat içinde Pompei kentini büyük bir mezarlığa dönüştürdü. İki yüz bini aşkın insan yok oldu. İnsanlar lavların içinde kavrulup iki bin yıl boyunca taşlaşmış bir halde kaldılar. Pompe’indeki refah düzeyinin yeniden yakalanması için 1900 sene daha beklemek gerekecekti.

İtalyada’daki Pompei, Napoli’nin 25 kilometre kadar uzağındaydı. 1711 yılında bir İtalyan köylüsünün bağda bir çukur kazarken rastladığı duvar, 1700 yıl boyunca toprak altında uyuyan bir medeniyetin ortaya çıkmasını sağlayan ilk ipucuydu.

Devamı
 
 
Hammurabi Kanunları
 
Hammurabi Kanunları

“Hammurabi Kanunları”; şu anda Louvre müzesinde sergilenen kitap, 2 metre boyunda silindirik bir taş biçiminde..! Akad dili ve Sumerler’in mirası olan çivi yazısı kullanılarak hazırlanmış. Hepsinden önemlisi, kanunların kutsallığını gösteren ve Kral Hammurabi’nin, kendisine bu kanunları yazdırtan Güneş-Tanrı’ya (adalet hükümdarı Şamas) saygılarını sunduğu bir kabartmanın da “kitapta” yer alması. Böylelikle, bilinen ilk kanunların tanrı sözü olduğunu da anlatmak istemiş Babil Kralı Hammurabi.

Devamı
 
 
Eski Toplumlarda Kehanet
 
Eski Toplumlarda Kehanet

Eski çağlarda başvurulan kehanetlerde, zaman zaman, tüm bir ulusun geleceğini öğrenme endişesi de bulunurdu. O çağlarda kahinlerin, falcıların sayısı oldukça fazlaydı. Yüksek sınıfa mensup olanlar ve ülkeyi yönetenlerin de özel falcıları kahinleri bulunurdu. Görücülerin ve kahinlerin yanı sıra aşağı seviyeden kahinler de vardı ve bunlar, halkın önem verdiği her türden işareti yorumlamak gibi bir mesleğe sahiptiler. Bunların çeşitli garip yöntemleri vardı ve bu tip aşağı seviyeden kehanet yöntemlerinde göksel bir ilhamın payı yoktu.

Devamı
 
 
Bok Böcekleri
 
Bok Böcekleri

Yaşamın ve Ölümsüzlüğün Simgesi
Eski Mısır'da bokböcekleri yaşamın, ölümsüzlüğün ve varoluşun simgesiydi. Mısırlılar'a göre, güneşin evreleri yaşamın evrelerini gösteriyordu. Bokböceğinin toprak altındaki dışkı topunun içinde yumurta halinden, larva, pupa ve yeni bir bokböceğine dönüşümü de güneşin her gün yeniden doğuşuna benziyordu.
Günbatımını ölüm, gündoğumunu ise doğumla ilişkilendiren Mısırlılar, batan güneşin toprak altından doğuya doğru giderken bokböceği gibi başkalaşım geçirdiğini düşünüyorlardı. Ertesi gün güneş, topraktan bokböceği tanrısı Kheper olarak doğuyordu. Bu da Mısırlılar için yeni bir yaşamın vaadiydi. Eski Mısır'da ölülerin mumyalanmasının da büyük bir olasılıkla bokböceği yumurtasının pupa evresinin bir taklidi olduğu düşünülüyor.

Devamı
 
 
Persepolis
 
Persepolis

Perslerin Şehri olarak bilinen Persepolis antik kenti, kral saraylarını görmek isteyen turistlerle dolup taşıyor. Şehre hakim olan sarı rengin arasında tüm görkemiyle parıldayan şehir, duvarlarındaki kabartmalarla bir devrin ihtişamını gözler önüne seriyor.

Devamı
 
 
Yıldız Tozu
 
Yıldız Tozu

Yıldızlara, en azından onların atalarına sandığımız kadar uzak değiliz. Hatta, onların çocukları olduğumuzu bile öne sürebiliriz. Dünya 'yı, bizi, elinizde tuttuğunuz bu derginin sayfalarını oluşturan elementlerin yüzde 99 'undan fazlası, yıldızlarda pişirildi. Güneş sisteminin, ondan önce yaşamış yıldızların mirasçısı olduğunu söylemek, çok yerinde bir saptama olur.

Devamı
 
 
Anadolu' da Dövme Adeti
 
Anadolu' da Dövme Adeti

İnsan bedeninin farklı malzemeler kullanılarak çeşitli uygulamalarla süslenmesi olgusunu tarihin çok eski dönemlerine dayandırmak mümkündür.
İnsan neden süslenme gereksinimi duyar. Bu durum yalnız beğenilme, güzel görünme isteğinden mi ileri gelmektedir yoksa bunun daha farklı nedenleri var mıdır.
Bu yazıda tatoaj olarak adlandırılan süslenme biçimleri arasında yer alan; döğün, veşim, dak ve dağ olarak da bilinen dövme adetinden, bu adetin Anadolu'daki durumundan söz edilmeye çalışılacaktır.

Devamı
 
 
Atom Bomba' sının Hiroşima' ya etkileri
 
Atom Bomba' sının Hiroşima' ya etkileri

İlk atom bombası, 200 binden fazla Japonun ölümüne yol açtı. İnsanoğlunun büyük acılar yaşadığı 2. Dünya Savaşı, insanlığın yaşadığı en büyük vahşetlerinden birine tanıklık etti ;
Atomun gücünü sergileyen, insan zekasının bu en vahşi ürünü Hiroşima'da 200 binden fazla cana maloldu.

Devamı
 
 
Tenten'in Politik Yanları
 
Tenten'in Politik Yanları

II. Dünya Savaşında Nazi işgalcilerle 'pasif işbirliği' yaptığı iddia edilen Tenten'in yaratıcısı Georges Remi (Hergé), Tenten karakterinin 70. yıldönümünde yoğun biçimde tartışıldı. Genç bir gazetecinin çeşitli serüvenleri aslında Fransız milliyetçiliğini mi konu ediniyor?
Kurgusal çok az figür; kalkık geriye doğru taranmış saçı göze batan, masum tebessümlü, tecrübesiz ve genç bir gazete muhabiri Tenten kadar çok sevilebilir. Ayın kraterlerinden Tibet dağlarına maceradan maceraya koşan Tenten, her ne kadar çocuksu bakışlarıyla belleklerde iz bırakmasına rağmen, Avrupa'nın en yaşlı vatandaşlarından biri durumunda. Kahramanımız 10 Ocak'ta 70 yaşına bastı. 1929'un aynı tarihinde Belçikalı bir çocuk gazetesi olan Le Petit Vigtième'de ilk çıkışını yapan Tenten, haksızlığa maruz kalmış hoş görünüşüne rağmen, yazık ki politik olarak her zaman doğru yerde olduğu artık kuşkulu.

Devamı
 
 
Öfke Önüne Geçilemez Dans
 
Öfke Önüne Geçilemez Dans

"Beni çıldırtıyor. Hiç laftan anlamıyor.", "Niçin bu evde kimse bana yardım etmiyor?", "Kaç kere ayakkabılarını çıkarmadan içeri girme dedim sana?", "Eşim çalışmamı istemediği için işten ayrılmak zorunda kaldım, ondan nefret ediyorum.", "Bu kadınlara hiç yaranamazsın zaten, ne yapsam ona yetmiyor.", "Kesin şu gürültüyü de maçı seyredeyim.", "Bıktım senin dırdırından.", "İstediğim gibi giyinip gidemiyorum, bu okuldan hoşlanmıyorum.", "Çok çalışıp, bütün sorulara cevap verdiğim halde yine zayıf aldım, hep bu öğretmenin yüzünden." "Neden hep onun istediği yere gidiyoruz, gitmeyeceğim artık.", "İstediğim kadroyu bana vermediler, onlara göstereceğim." Bu cümlelerin kimisi kadınların, kimisi erkeklerin kimisi de çocukların ağzından çıkmış, ama her birinin ortak bir yanı var: Öfke...

Devamı
 
 
Tanrı İle İlgili İçsel ve Dışsal Çelişkiler
 
Tanrı İle İlgili İçsel ve Dışsal Çelişkiler

İyi olan nedir, kötü olan nedir?" sorusunu inceleyen felsefe dalı ahlak felsefesidir. Bu soruyla ilgili birçok cevap verilmeye çalışılmıştır, bu cevapların kendi içlerinde ayrıldığı ana saflar vardır. Bunlardan biri "İyinin kaynağı tanrıdır." görüşünü savunanlardır. Benim burada mantıksal eleştirisini yapacağım bu öncülün kendisidir. Simdi "Tanrı iyidir" önermesini inceleyelim. Deniyor ki "Tanrının yapmamızı emrettiği şeyler iyi, yapmamamızı emrettiği, yasakladığı şeyler kötüdür." Yine deniyor ki "Tanrı her şeyi yaratandır." Peki tanrının kendisi ; "O hep vardı , var , var olacak." deniyor.

Devamı
 
 
Bir Vuslat Gecesi ''Şeb-i Arus''
 
Bir Vuslat Gecesi ''Şeb-i Arus''

Erguvan bir ışık hüzmesi, boyunları Allah’a eğilmiş, kendi etraflarında ve birbirlerinin etraflarında ritm ve ney eşliğinde dönen beyaz giysilere bürünmüş insan suretlerini sessiz siyah karanlıkta okşayarak dolaşıyor. Gündüz turkuaz kubbeden yükselen günışığının şavkı geceye semazenlerin yakamozları olarak vuruyor. Anadolu inanışlarına göre ney sesi, kamışların ağlamasıdır. Çünkü o kendisine verilen sırları, dayanamayıp kuyulara anlatan bir pişmanlığın sembolüdür. Evrenin gerçeğini ve aşkını dönerek arayan semazenler de kamışların gözyaşlarına ritm tutarak ulaşırlar tanrıya.

Devamı
 
 
İlk Günah
 
İlk Günah

Adem'in Havva ile birlikte, Aden bahçesinden yasak olan "iyiyi ve kötüyü bilme ağacından" meyve yemesiyle insanlığın cennetteki yaşamı da sona ermiş oldu. Artık iyiyi ve kötüyü ayırt eden Adem ile Havva, hayat ağacından da yerlerse Rab'den farkları kalmayacaktı ve bu nedenle Aden bahçesinden kovulmaları gerekiyordu. Nitekim, dünyaya kovuldular. Hegel' in mantık kitabında düşüş miti diye adlandırdığı olgu iler ki zamanlarda mitoloji sayfalarında irdelenecektir. Biz bu makalede sadece kovulmanın dini boyutunu irdeleyeceğiz.
Adem ile Havva (Aden bahçesindeki isimleri ile Adam ile Nisa), dünyaya kovulmuşlardı kovulmasına ama işledikleri suçun cezasını sadece onlar çekmeyecekti. Bütün insanlık soyu çekecekti. Böylece ilk günah kavramı da ortaya çıkmış oluyordu.

Devamı
 
 
Idea Nedir?
 
Idea Nedir?

Evrensel gerçeklik . . .
Görmek anlamına gelen Yunanca "idein" sözcüğünden türeyen idea kavramı ; görünen, biçim anlamına gelmektedir .
Felsefenin ana sorununu yanıtlayan iki temel öğretiden biri olan düşünceciliğin ( idealizmin ) temel kavramıdır .Düşünceciliğin ilk varoluşu Antik Yunan Felsefesinde Elealılarla başlar. Elealılar duyularla algıladığımız kavramların gerçek olmadığını, usla algıladığımız kavramların gerçek olduğunu savunmuşlardır.Antik çağın Yunan Sofistleri, Elealıların bu görüşüne karşı çıktılar. Onlara göre algıladığımız kavramların dışında hiçbir gerçeklik yoktu.Platon, bu iki savdan hangisinin doğru olduğunu saptayabilmek için, duyumu inceledi. Vardığı sonuç ise, Elealıları doğruluyordu. Duyum bize hiçbir bilgi vermiyordu. Bir ağaç algıladığımızda, bu ağaçtan edindiğimiz bilgi neydi? Uzun, yapraklı, yeşil, dallı vb. bütün bu kavramlar algılanamazdı. Bunlar us'un ürünüydü.

Devamı
 
 
Ahlak'ın Çeşitli Tanım ve Açılımları
 
Ahlak'ın Çeşitli Tanım ve Açılımları

Ahlak bireyin kişisel bir görüş sorunudur. Ahlak her birey için kendi formüle ettiği ilkelerden ya da değerlerden oluşur. Ahlaksal ilkeler kamuoyu ile görelidirler. Toplumun onayladığı törel ölçütler ahlaksaldır, onaylamadığı ahlak dışı. Hume
KANT
İyi ya da kötü, meydana gelen eylem değildir. İstenç iyi ya da kötü olur. Bu istek ussal, özerk bir istenç aracılığıyla anlığın içinde saptanabilir.
FICHTE
Tanrı evrenin ahlaksal düzenini oluşturur ve düzenler Tanrı evrensel bendir.

Devamı
 
 
Ortaçağda Tümeller Sorunu
 
Ortaçağda Tümeller Sorunu

Evrensellerin nesneden önce olduğu savı pek tabi ki ortaçağda kilisenin vazgeçemeyeceği bir düşünceydi. Tanrı evreni yaratmadan önce, anlığında yaratılacak tüm olguları tasarlamış ve bunları olgusallığa geçirmişti.İşte bu düşünceden yola çıkarak bizim üzerinde duracağımız tümeller sorunu da başlıyordu.
Eğer Tanrı evrenselleri olgulardan önce yaratmışsa, olgular kendi evrensellerinden zamansal olarak daha sonra varoluyorlardı. Varolmaları için nesnelerin evrensellere duydukları bu zorunluluktan dolayı da evrenseller olgusal oluyordu. İşte tümeller tartışmasının çıkış noktası olan bu düşünceye ‘realizm (gerçekçilik)’ adı verilir. Latince söylememiz gerekirse:

Devamı
 
 
Kitab-ı Mukaddes
 
Kitab-ı Mukaddes

Kitab-ı Mukaddes Yahudilerin kutsal kitabıdır. İbranicedeki adı "Tanakh" dır. Tanakh, bölüm adları olan; Torah, Nevi'im ve Ketuvim sözcüklerinin baş harflerinin birleştirilmesinden oluşmuştur. Kitab-ı Mukaddes' e Eski Ahid de denir. Üç bölümden oluşur;
1- Torah (Tevrat)
2- Nevi'im (Peygamberler)
3- Ketuvim (Kitaplar)
Bunların bölümleri şöyle sıralanır:
Torah (okunurken, sondaki h okunmaz) : Tekvin, Çıkış, Leviler, Sayılar, Tesniye.

Devamı
 
 
Mormonlar ( Son Azizler)
 
Mormonlar ( Son Azizler)

6 nisan 1830 yılında Joseph Smith ve 5 arkadaşı tarafından kurulmuştur. 1820 yılında Joseph Tanrının kendini yönlendirmesini istemiş ve ormana çekilen Joseph , o zaman 'ilk görümünü' görmüş ,güneşten parlak bir ışık sütunu ile Baba Tanrı ,ve İsa Mesih görkemli bir şekilde bedensel olarak ortaya çıkmış Smith'te hiçbir dinsel gruba katılmamasını çünkü hepsinin yanlış olduğunu söylemişler.

Devamı
 
 
Anadolu' da Dövme Adeti
 
Anadolu' da Dövme Adeti

İnsan bedeninin farklı malzemeler kullanılarak çeşitli uygulamalarla süslenmesi olgusunu tarihin çok eski dönemlerine dayandırmak mümkündür.
İnsan neden süslenme gereksinimi duyar. Bu durum yalnız beğenilme, güzel görünme isteğinden mi ileri gelmektedir yoksa bunun daha farklı nedenleri var mıdır.
Bu yazıda tatoaj olarak adlandırılan süslenme biçimleri arasında yer alan; döğün, veşim, dak ve dağ olarak da bilinen dövme adetinden, bu adetin Anadolu'daki durumundan söz edilmeye çalışılacaktır.

Devamı
 
 
Geyşa
 
Geyşa

Geygi ya da Geyko da denir. Japonya'da eski tarihlerden bu yana eğlence hayatında erkek müşterilere şarkı, dans, sohbet ve oyunlar ile eşlik eden kadınlara verilen ad. Geyşa dünyası Japonca'da ''ka-ryu-kai'' yani ''zevk dünyası'' olarak adlandırılır.

Devamı
 
 
Radyonun İçindeki Dünya
 
Radyonun İçindeki Dünya

Evlerin tefrişinde bir önceki kuşağın lüksü sayılan konsolların saltanatı "büfe" tarafından yıkıldığı zamanlar... Camekânlı bölümüne limonata ve çay takımıyla birlikte fincanlar ve bütün marifeti o camekânlı bölümde arz-ı endam etmekten ibaret olan pasta takımlarının konulduğu birkaç bölümlü garip bir nesneydi bu büfeler. Bütün o camekânlı bölümler dantelâlar ve oyalarla bir güzel süslenirdi. Üzerlerine ise altlarında ve üstlerinde aynı dantelalardan birer tane bulunan gösterişli sürahi ve bardaklar, şekerlik ve kolonya şişeleri koyulurdu. Diğer bölümleri de annelerimizin uygun gördüğü eşyalar tarafından istilâ edilirdi büfelerin. Önceleri akümülatörlü sonraları transistörlü bir radyo bu büfelerin en hatırı sayılır eşyasıydı. Annelerimiz ya da ablalarımız ne yapar ne eder onların da üzerine bir dentelâ uydururdu.

Devamı
 
 
Bugün ''Acans''ta ne var?
 
Bugün ''Acans''ta ne var?

Üzerleri tülbentle örtülen, evlerimizin başköşesindeki radyoların öyküsü.
Ana haber bülteni yaklaştığında sesler gitgide alçalır ve herkes birazdan başlayacak "acans"a hazırlardı kendisini. Kahveci usulca radyoyu açar, radyonun o büyülü lâmbası yandıktan sonra, cızırtılar çatırtılar arasında bir ses asıl tonunu buluncaya kadar gitgide yükselir ve nihayet belirli bir seviyede karar kılardı. Vakti gelince de ana haber bülteni pür dikkat ve sessizce dinlenirdi herkes tarafından. Bu esnada gözler dalar, dudaklar büzülür, kafalar sallanır, istihza ile gülümsenir, gözler kısılır, sinirlenilir, hayıflanılır ama asla ses çıkarılmazdı. Öyle ki; kahveci bile kimseye çay götürmez, bu sükûtu bozan olursa onu susturuverir, memlekette olan biten havadisi kaçırmak istemezdi. Bu haber saatlerinde, sadece kahveler değil, ev ve işyerleri de aynı sessizliğe bürünür, o mekandaki bütün insanlar topyekûn, sanki sadece bir kulaktan ibaret hale gelirdi. Kahvelerde neredeyse bir sandık cesametindeki radyolardan bulunur ve kahvenin en hatırlı yerine oturtulurdu.

Devamı
 
 
Bir Dönemin Rengi; Radyo
 
Bir Dönemin Rengi; Radyo

Bilinen ilk radyo yayını ABD’de 1906’da gerçekleştirilir,

Devamı
 
 
Denim (Jean Efsanesi)
 
Denim (Jean Efsanesi)

Jean efsanesi, 15. Yüzyıl'da İtalya'nın Cenova kentinde denizcilerin giydiği kıyafetlerin özünü oluşturdu. ve zamanla Cenova isminin yerini JEAN kelimesi aldı.

Devamı
 
 
Eski Güzel Günler-Lambalı Radyolar
 
Eski Güzel Günler-Lambalı Radyolar

Kış, İstanbul'a griliği ile yüklenmiş. Güneş, Balat'ın eski sokaklarında

Devamı
 
 
Mısır by Cristopher Colombus
 
Mısır by Cristopher Colombus

Çocukken her mevsimin kendine özgü bir kokusu, tadı, hatta sesi vardı...Karanlık kış gecelerinde burnumu kar tadında cama dayayıp, bozacının geçişini biraz da korkuyla seyrettiğimi hatırlarım: "Bozaaaa"... O yüksek perdeden evimizin içine dek gelen sesi hâlâ kulaklarımda çınlar. Yazın gelişi de sokaktan gelen seslerden belli olurdu biraz. "Domates, patlıcaaaan" ya da "Dolmalık biber geldi hanııım"a aldırmaz, "Dondurma kaymaak"ın peşinde koşardım. El arabasına koyduğu kaynar kazanlarıyla sokak sokak gezen mısırcının yarattığı heyecan da başka türlüydü elbet. "Çocuğa bir sütlü mısır" derdi annem. Yeşil mısır yapraklarına sarılan sıcacık kaynamış mısır, bol bol tuzlandıktan sonra minicik elime tutuşturulurdu. Ha, tabii bir de közde mısır ile sinema girişlerinde görüp de tutturduğum patlamış mısırlar vardı.

Devamı
 
 
İyi Kalpli Serseri, Amazon Pırpırcısı-Mister No
 
İyi Kalpli Serseri, Amazon Pırpırcısı-Mister No

Zagor'un da yaratıcısı olan Nolitta ve Ferri 1975 Haziranı'nda, beş

Devamı
 
 
Tarihin Tanığı Bir Otel - Pera Palas
 
Tarihin Tanığı Bir Otel - Pera Palas

Orient Express, Tarih ve Ünlüler
Paris’ten İstanbul’a Orient Express treniyle gelen yolcular için inşa edilen PERA PALAS Otelinin yapımı 1881 de başlamış 1891 Ekim’inde tamamlanmıştır. Union Française ve Osmanlı bankası’na imzasını atan Fransız mimar Vallaury’nin tasarımına göre inşa edilen otelin açılısında Sultan Abdülhamit’in de bulunduğu söylenir. “Compagnie Internationale des Grands Hotels” tarafından 1896’da devralınan Pera Palas Orient Express ile aynı ambleme sahiptir.
Birinci İstanbul Moda Revüsü 1926 da Pera Palas salonlarında yapılmış, bu ve benzerı davetlerde sunulan özel menüler ve dünyanın en kaliteli sarapları ile Pera Palas,Şeref Diploması ve madalya ile ödüllendirilmiştir. Haldun taner’e göre Pera Palas, “Sosyetenin ve Orient Express yolcularının sevgili oteli” idi, ve “mutena balolar” burada yapılırdı. 

Devamı
 
 
Amerika'lıların Mevlana Hayranlığı
 
Amerika'lıların Mevlana HayranlığıAnne olduktan sonra durulan ve mistik müziğe de ilgi duymaya başlayan  Madonna, büyük tasavvuflardan biri olan Mevlana'nın Mesnevi'lerinden yazılan bir tiyatro oyununda rol almaya hazırlanıyor.
Sahnede şarkı söyleyen, dans eden ve son yıllarda erotik gösteriyle Papa'yı bile kızdıran Madonna, şimdi bambaşka bir kimlikle dünyanın önüne çıkacak. Mevlana'nın Mesnevisi'nden seçilecek öykülerle yazılacak ve Madonna'nın da rol olacağı tiyatro oyunu, Amerika'nın 3 büyük kentinde gösterilecek.
Devamı
 
 
Anlamsız İnançlar
 
Anlamsız İnançlar

Nal ve zeytin çekirdeklerininin insanı nazardan koruduğu inancı yaygın Birinin öldüğü evin aynaları hemen örtülür. Bunun sebebi: 'Yoksa ölünün ruhu, yaşayan yakınlarından birinin ruhunu birlikte götürür'
Cepte bir tavşan ayağının eklemli kemiğini taşımak, romatizma denen illeti hayattan silip atarmış.
13 Takıntısı: Birçok otelde ve gökdelende 13.kat bulunmaz, asansörde 13.kat belirtilmez
Kökünün nereden geldiği, hatta neden inanıldığı bilinmeden birer dogma haline getirilen saplantılar olan batıl inançların çoğunun, Orta Çağ Avrupası ve Hristiyan kültürü kaynaklı olduğu belirtiliyor.

Devamı
 
 
Tanrı'nın Çocukları
 
Tanrı'nın Çocukları

"Dünya onların evi, Tanrı ana-babaları; sokaklar,kapı girişleri, köprü altları, lokanta vitrinleri, parklar, banklar, çöp tenekeleri; köpekler, kendileri, sadece kendileri... Onlar sadece kendileri. Hem varlar hem yoklar, hayalet gibi yanımızdan geçip giderler ama gölgeleri hep üzerimizdedir. Onlara sokak çocukları diyorlar, biz Tanrının Çocukları dedik "
Ata Türker
Sokak Çocuğu Kimdir ?

Devamı
 
 
Sushi
 
Sushi

Sushi 1000 yıldan fazla bir tarih ve geleneğe sahip tipik bir Japon yemeğidir.Diğer ülkelerde Japon yemeğinin en belirgin ve en popüler örneğidir. Sushi aslında balığı muhafaza etmekten yola çıkılarak başlamıştır. Ham balık, pirinç ve tuz arasında ağır bir taş ile haftalarca sıkıştırılarak bekletilirdi. Birkaç hafta sonra, taş kaldırılır ve yerine hafif bir kapak yerleştirilirdi.
Bundan birkaç ay sonra fermante hale gelen balık ve pirinç yenmeye hazır hale gelmiş olurdu. 18'inci yüzyıla kadar bu şekilde işlem gören balık, Yohei adlı şefin fermantasyon işlemini ortadan kaldırması ile servis edilmeye başlandı. Sirkeli pirincin kullanımı fermantasyon tadı vermek için erken sushi dönemine dayanmaktadır. Osaka'da halen itina ile hazırlanıp sıkıştırılmış geleneksel sushi yapılmakta ve tahta kutularda pilav ile servis edilmektedir. Bu sushi'nin adı nare-zushi'dir.

Devamı
 
 
Türkiye de Puro Üretimi
 
Türkiye de Puro Üretimi

İkili görüşmede Küba Devlet Başkanı Fidel Castro, Türkiye'ye büyük jest yaptı.

Devamı
 
 
''Technology, Business and Our Way of Life : What's Next''
 
''Technology, Business and Our Way of Life : What's Next''

CARLY FIORINA
MINNEAPOLIS, MINNESOTA
SEPTEMBER 26, 2001
"TECHNOLOGY, BUSINESS AND OUR WAY OF LIFE: WHAT'S NEXT"

Devamı
 
 
Geleceğimizin Şimdiki Liderlerimizden Beklentileri
 
Geleceğimizin Şimdiki Liderlerimizden Beklentileri

Bilgisayar şirketi HP Başkanı C. Fiorina’nın 26 Eylül 2001 günü ABD’nin

Devamı
 
 
Yitik Bir Kuşak
 
Yitik Bir Kuşak

Kesik kesik konuşuyoruz. Hayatı çekilmez kılmak için uğraşıyoruz. Sorguluyoruz.

Devamı
 
 
Hamburger Mucizesi
 
Hamburger Mucizesi

Eğer bir hamburger operasyonu 3 kişi arasında paylaştırılırsa,

Devamı
 
 
Çocuklar Satar, Torunlar Toplar yani Antikacılık
 
Çocuklar Satar, Torunlar Toplar yani Antikacılık

Antika, koleksiyonerlik dışında da önemli bir yatırım aracı. Bilinçli bir şekilde alınan antika eserler sahibine bir yıl veya daha uzun bir zaman diliminde yüzde 300 - 700 arasında kar getiriyor. Bir yılı aşan sürelerde kar yüzdesi katlanarak artıyor...
Bizi geçmişe götüren eski bir tat, anıları hatırlamamızı sağlayan, zaman tünelinde yolculuk yapıp heyecanlandıran eserlerdir antikalar. Bir zamanlar günlük hayatımızda kullanılan eşyaların birçoğu günümüzde antika olarak meraklı koleksiyonerlerce toplanıyor veya el değiştiriyor.

Devamı
 
 
Eski İstanbul’un sevda arabası "Fayton"
 
Eski İstanbul’un sevda arabası 18. yüzyılla birlikte taşıt araçlarında motor kullanılmaya başlanması,
Devamı
 
 
Bodrumlu "Son" Gulet Ustası
 
Bodrumlu Guletlerin arka formasını çekemiyorlar,” diyor Mehmet Usta. “Yani, biçimini
Devamı
 
 
Bir Zamanlar Galata Köprüsü
 
Bir Zamanlar Galata Köprüsüİstanbul’un tarihî mimarî eserleri içinde köprüler, insanların folkloruna, adetlerine tesir etmiştir.
Devamı
 
 
Bakır Anadolu
 
Bakır AnadoluAteş ısıtır, ateş eritir, ateş kaynatır. Ateşin ilk oyuncağı bakır ise kırılgan fakat dayanıklıdır.
Devamı
 
 
La Turquie Kemaliste'nin Öyküsü
 
La Turquie Kemaliste'nin ÖyküsüYıl 1933. Türkiye Cumhuriyeti artık on yaşındadır. Cumhuriyetin ilanının ardından inanılmaz yoğunlukta geçen bir on yıldır bu. Uzun yıllar süren savaşların etkisiyle iyice yorgun düşmüş olan ulus, yepyeni bir ruh ve dinamizmle yeni Türkiye’yi kurmaya başlar. Genç cumhuriyet, bu on yıl içinde, çok daha uzun bir sürede bile oluşturulması olanaksız görülen bir yeniden kuruluş bilançosunu arkada bırakmıştır. Artık sırada tüm bu yapılanları dünyaya tanıtma görevi vardır. Vedat Nedim Tör’ün Matbuat Umum Müdürü olduğu tarih de tam bu yıla rastgelir. Görev bellidir. Ama koşullar inanılmayacak kadar kısıtlıdır. Matbuat Umum Müdürlüğü’nün kadrosunda müdür hariç sadece iki kişi vardır ve bütçe de tüm yıl için topu topu 10.000 liradır. İlk iş olarak kadro genişletilir ve üç yeni eleman alınır: Burhan Belge, Server İskit ve Nazlı Tektaş.
Devamı
 
 
Doğu’dan Batı’ya açılan ilk pencere ''Galatasaray Lisesi''
 
Doğu’dan Batı’ya açılan ilk pencere ''Galatasaray Lisesi''Beyoğlu’nun orta yerinde, ulusal gurur örneği bir anıt gibi yükselen sarı badanalı büyük binanın devasa kapısının önünden geçtiğiniz zaman,ister istemez kendinizi alamayıp şöyle bir başınızı çevirir; üzerinde tarihe gömülmüş koskoca bir imparatorluğun sembolünü taşıyan o görkemli kapının ardındaki yeşilliklere bürünmüş bahçede koşuşturan, top oynayan çocuklara takılır gözleriniz. O çocuklar ki, muhtemelen, aralarında geleceğin elçilerinin, biliminsanlarının, politikacılarının, yazarlarının, sanatçılarının yer aldığı bir topluluktur. Eğitim gördükleri bu okul, tarihi 518 yıl öncesine dayanan Galatasaray Lisesi’dir.
Devamı
 
 
Dağların arasında bir bahçe
 
Dağların arasında bir bahçe

Vatan, Antalya’da bir mavi su, Poshof’ta bir çorak tarla, Gümüşhane’de bir yemyeşil bahçe” demiş ozan. “Dağ içinde bağ” deyiminin pek yakıştığı Gümüşhane, tarihindeki meşhur bahçelerini bugün biraz arasa da, sert ve sulu, hoş kokulu elması, onlarca çeşit armudu, pestile ve kömeye lezzet veren dutu, uluorta bitiveren, bol dikenli, vitaminli kuşburnuyla hâlâ gözde. Tarihi MÖ 3000’lere kadar dayanan Gümüşhane, Roma ve Bizans döneminde adını aldığı gümüş ocakları ve tarihî İpekyolu üzerinde bulunması sebebiyle, 19. yüzyıla kadar canlılığını hep korumuş.

Devamı
 
 
Yüz Yıllık Lezzet: Bebek Badem Ezmesi
 
Yüz Yıllık Lezzet: Bebek Badem Ezmesiİstanbul denince akla birçok şey gelir. Görkemli geçmişi, eski semtleri, gizli güzellikleri...Ve tabii ki koca bir metropol olmanın sorunları. Hikayeler, yorumlar bitmek bilmez. Çünkü her şeye rağmen, her köşesinde hâlâ birbirinden ilginç sayısız öyküyle karşılaşmak mümkündür. Bebek’te olduğu gibi... Sokak aralarında dolaşmanıza gerek yok. Öykünün kahramanları da mekanı da semtin en işlek caddesinde, Cevdet Paşa’da. Yüzyıl başından bu yana Bebek’te, değişik binalarda ama hep aynı cadde üzerinde hizmet veriyor. Amacı, ağızları tatlandırmak. Sadece semt sakinlerinin değil, bütün İstanbul’un, Türkiye’nin, hatta kimi zaman yurtdışından gelenlerin.
Devamı
 
 
Şark Ekspresi
 
Şark Ekspresi

Şark Ekspresi demek; Sacher’de çikolata yemek, Dresden ve Viyana’da operaya gitmek, Venedik’te uyuyup, Viyana’da uyanmak demekti...
Bilindiği gibi, karayoluyla ulaşım, ilk zamanlar, at kullanmak suretiyle sağlanırdı. Nitekim Haçlı Seferleri sırasında batılı Hıristiyanlar, Anadolu’ya ve oradan Kudüs’e giderlerken attan yararlanmışlardı. Deniz yoluyla ulaşıma gelince, bu ulaşım şekli, başlangıçta gemilerin yeteri kadar sürat ve güce sahip olmayışları ve çeşitli tehlikeler sebebiyle söz konusu bile değildi. Örneğin, Rönesans çağında, Avrupa’dan İstanbul’a sevk edilen bir deniz birliğinin bu şehre 25 günde varabildiği; II. Selim zamanında Fresne Canaye adlı Fransız Elçisi’nin Bosna - İstanbul arasını kırkaltı günde alabildiği belirtilir. Öte yandan, 1720 yılında Paris’e elçi tayin edilen 28’inci Mehmet Çelebi (III. Ahmet Devri), emrine verilen kalyon ile, Toulon Limanı’na bir buçuk ayda varabilmişti.

Devamı
 
 
Nargile
 
Nargile

Nargile en kısa tarifi ile tömbeki lüleye yerleştirilir ve üzerine odun kömürü ateşi konur. Mahareti ise ateşi söndürmeden, tömbekiyi devirmeden içmek.
Kelime anlamı olarak nargile, Arapça'da hindistan cevizi anlamına gelen 'narcil'den geliyor. Narcil kelimesi Farsça'da önce narkil, daha sonra da narkile şeklini aldı ve Türkçemize nargile olarak geçti. Hindistan cevizi ile nargilenin bağlantısı ise ilk nargilelerin Hindistan cevizinden yapılmış olmasıyla ilintili. Nargilenin ilk ortaya çıktığı yer olarak kaynaklarda İran zikredilir. Nargilenin Türk kültürüne girişi de İran yoluyla oldu. Bugünün İran'ında nargile için daha çok kalyan kelimesi kullanılıyor. Tütünün Avrupa'ya getirilişinin üstünden henüz elli yıl geçmişken İran' da tütünün yaygınlaştığını ve nargilenin de kullanılmaya başlandığını, ancak Osmanlı'da nargile kullanımının olmadığını bize Ahmet-i Kesrevi, Fransız seyyah Tavernio'ya dayanarak bildiriyor. 17. yüzyılın ortalarından başlayarak toplum hayatımızın içine giren nargile bugüne kadar yaşamayı başarabildi. Osmanlılar döneminde hanımların nargileye rağbeti bugünkünden fazlaydı.

Devamı
 
 
Üstünüzü nasıl çıkartırsınız?
 
Üstünüzü nasıl çıkartırsınız?

Soyunma tarzınız aslen sizi anlatıyor ama anlayana;
Gelişigüzel soyunanlar: Eğer soyunurken çıkardıklarınızı rastgele evinizin herhangi bir tarafına fırlatanlardansanız, arkadaş canlısı birisiniz. Hayatı sizin için sürekli bir parti. Düşünceleriniz son derece rahat ve açık fikirli. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğünün sizin umurunuzda olacağını zannetmiyoruz.
Titiz soyunanlar: Eğer çıkardıklarınızı düzgün bir şekilde bir yere koyuyorsanız ciddi bazılarına göre sıkıcı birisiniz ve sakin yaşamayı tercih ediyorsunuz. her konuda rutinliği seviyorsunuz. Sizin için problemlerin üstesinden gelmenin en iyi yolu onlardan olabildiğince uzak durmak veya "Ne problemi, nerden çıktı bu?" gibi cümleler ile baştan kestirip atmak.

Devamı
 
 
Şirket Politikaları
 
Şirket PolitikalarıKafese beş maymunu koyarlar..ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzları asarlar.Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar. Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde çok soğuk suyla ıslatılır. Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar..bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır... Suyu kapatıp maymunlardan biri dışarı alınıp yerine yeni bir maymun koyulur..ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler.. Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir..
Devamı
 
 
Organize Suçlar veya Cosa Nostra -
 
Organize Suçlar veya Cosa Nostra -

Organize suçlar, tarihsel kökenleri çok daha gerilere uzansa da, modern bir fenomen niteliğindedir. Batı ülkelerindeki güvenlik kuruluşları ve adli makamlar, 1970' li yılların başından itibaren o zamana kadar niteliği tam olarak belirlenemeyen bir suç türüyle mücadele yöntemleri konusunda yeni arayışlara girdiler.
Bu tip suçların failleri, suç işleme yöntemlerini sürekli geliştirmekte, böylece polis soruşturmasından rahatlıkla kurtulabilmekteydiler. "Organize" nitelikteki bu suçları işleyenler, serbest piyasa ekonomisinin sağladığı imkanlardan, yasal çerçevede faaliyet gösteren işadamları gibi yararlanmaktaydılar. Bu şekilde gelişmiş bir örgütlenme ve profesyonellikle, ekonomik sistemin imkanlarını istismar ederek işlenen suçlar, "organize suçlar" olarak adlandırılmaya başlândı.
"Organize suç" terimi, ilk kez 1920'li yıllarda ABD'de sosyal, ekonomik, hukuki ve siyasi açıdan yeni bir fenomeni tanımlamak için kullanılmıştır: 1960'lı yıllardan itibaren ise "mafya" ve "organize suç örgütleri" terimleri, eşanlamlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. (15)

Devamı
 
 
En Büyük ve Küçük Hızlı Araba
 
En Büyük ve Küçük Hızlı Araba

Charles Cooper ve oğlu John Cooper' ın 50 yıl önce "Cooper Racing"  yarattıkları küçük canavar daha sonraları "Mini cooper" ismini alarak dünya çapında haklı bir üne kavuştu. İngiltere Surbinton şehrinde küçük bir "bencede BMC" tamir atölyesinde ilk olarak Formula III Cooper 500' ü ürettiler. Bu ilk ürün o zamanların efsanevi pilot'u Stirling Moss muhteşem kabiliyeti ile bir çok şampiyonluklar kazandı. Cooper şirketi 1940' lı ve 50' li yıllarda üretim hacmini artırıyor ve yarış arabaları üretimine devam ediyor. İlk başarılarını Formula III yarışlarında elde eden firma devamında Formula II ve nihai olarak Jack Brabham pilotluğunda 1959 ve 1960 yılında formula I yarışlarında iki kez üst üste şampiyonluğu yakalıyor.

Devamı
 
 
Anadolu' da Şarabın Öyküsü
 
Anadolu' da Şarabın ÖyküsüAnadolu, şarabın iki-üç vatanından birisi; hatta önde geleni. Bu topraklarda nerdeyse 5000 yıldır üzüm var, bağ var, şarap var. Alacahöyük'de MÖ 3000 yılından altın şarap kadehi ve güğümü, Kültepe'de MÖ 1750'den Koçbaşı şeklindeki içki kabı müzelerin en bilinen eserlerinden. Yine Boğazköy'deki kazılarda ortaya çıkan Hitit tabletlerinde şarabın dini ritueller ve günlük hayattaki yeri tarif olunuyor.
Bunun dışında rastladığımız tasvirlerden birinde (Konya, Ereğli İlçesine bağlı İvriz'de bulunan büyük taş kabartma) feyz ve bereket ilahı Tarhu, sağ elinde üzüm salkımlı asma dalı, sol elinde buğday başakları ile görünmektedir.
Devamı
 
 
Taş Plaklar
 
Taş PlaklarEdison’un 1877 yılında keşfettiği fonograf ve Emile Berliner’in 1887’de bulduğu gramofon,müziği ve müzik dinleme zevkini aristokrasinin elinden alarak halka malediyordu. Gramofonun evlere, kahvelere, meyhanelere girmesiyle insanlar istedikleri her an, her çeşit müziği dinleyebiliyorlardı. İstanbul’un gayet sade olan sosyal yaşantısı içinde gramofon, adeta yeni bir hayat tarzının yaşanabilmesinde en büyük icatlardan biri olmuştur.Gramofonlarda çalan plaklar, 78 devirli olup ilk örnekleri ana maddesine reçine katılarak sertleştirilmiş balmumundan imal edilmiş bulunduğundan bunlar halk arasında “taş plak” şeklinde isimlendirilmiştir.Taş plakların ilk örnekleri yurtdışında basılıp getirilmişti.
Devamı
 
 
Kolleksiyonluk Malt Viskiler
 
Kolleksiyonluk Malt Viskilerİskoçya’da üretimlerini hala sürdüren 100’ün üzerinde damıtımevi var. Neden bu kadar çok marka diye sorarsanız, faklı malt viskileri tadmadan size verebileceğim bir cevap yok.Çünkü genellikle blended viski için biri aynı markayı içerken, malt severlerin aralarında dolaştıkları ve en sevdikleri yarım düzine malt viskileri vardır. O gün ne içtikleri, havanın durumu, yemiş oldukları yemek ve genel halet-i ruhiyelerine göre değişebilir.
Yağmurlu soğuk bir günde Ardberg, Laphroaig veya Bowmore gibi bir Islay maltı tercih edilebileceği gibi, güzel bir akşam üstü yürüyüşünden sonra canınız Auchentoshan veya Glenkinchie gibi bir Lowland maltı çekebilir.
Devamı
 
 
Mırra (Urfa Kahvesi)
 
Mırra (Urfa Kahvesi)

Mırra denince insanın aklına kahve gelir.Mırra, farklı aşama ve hazırlanış biçimlerinden geçerek bu ismi almaktadır.Halk arasında içilen kahve, toplumların yaşayış biçimlerinine göre değişmektedir. Urfa ve çevresinde, tarihsel yönü eskilere dayanan kahvenin, Mırra geleneği bulunmaktadır.
Yörenin saygın ve varlıklı ailelerine miras olarak kalan Mırra geleneği, konaklardan büyük çadırlardan bügüne kadar gelmiştir. Bugün ise genellikle düğün yemeklerinden sonra, veya vefat eden kişinin baş sağlığı taziyelerinde, Mırra ikram edilir. İkram geleneğine göre -Misafir gelince ikram edilir
-Sohbet edilirken ikram edilir

Devamı
 
 
Pipo
 
PipoTütünün zararlarından bahsetmek istemiyoruz. Herkesçe bilineni anlatmanın, en azından bu yazının muradı olmadığı biline...Keyifle ve haz duyularak yapılan işlerden biri olan tütünden ve pipodan sözedeceğiz.Biliyorsunuz, Hatay’ın Suriye sınırındaki Yayladağ ilçesi tütünlerinin, pipo tiryakileri arasında özel bir yeri vardır. Örneğin Londra’da Anthony Hopkins’in “Charing Cross Road” filminin de çekildiği ünlü caddede; pipo ve tütün satılan mağazalara girdiğinizde, tütün satılan köşede büyük kavanozlardan birinin üzerinde “Yayladağ” etiketini mutlaka görürsünüz. Bu tütünün özelliği için uzmanlar şöyle diyor: “Yayladağ’ın güneye bakan yamaçlarının yeterince güneş ışığı alması ve kuzey rüzgarlarına kapalı olması nedeniyle, bu tütün çok kalitelidir.
Devamı
 
 
Türkiye'de Polisiye Romanın 129 Yıllık Öyküsü
 
Türkiye'de Polisiye Romanın 129 Yıllık Öyküsü

Polisiye roman apaçık bir toplumsal olgudur. Dünyanın dört bir yanında her beğeni kesiminden milyonlarca insan polisiye roman okumaktadır.İncil ve Mao’nun “Kırmızı Kitap”ından sonra en çok satan kitaplar listesinin başında polisiye romanlar gelmektedir. Bu kendine özgü roman türünü üreten birçok yazar ve basan birçok yayıncı vardır. Bunlar bir kullanım değeri olan bu ürünün karşıladığı gereksinimleri doğru kestirmişler ve ürünlerine müşteri bulmuşlardır. Acaba bu gereksinimler nelerdir?

Devamı
 
 
Beş Tavuğa Bir Horoz - Yeşilçam... Seks... Porno...
 
Beş Tavuğa Bir Horoz - Yeşilçam... Seks... Porno...Henüz evimize televizyonun girmediği, dünya kupasını komşuda izlediğimiz, evde radyo tiyatrosu dinlediğimiz, Kemalettin Tuğcu ve Ömer Seyfettin okuduğumuz yıllar...Hemen her mahallede yazlık sinemaların olduğu Cüneyt Arkın’lı, Yılmaz Güney’li filmleri bahçe sinemalarında izlediğimiz günler... Ortaokul ikinci sınıftaydım yanılmıyorsam. Ders arasında kızlar tuvaletinin önündeki kalabalıktan lisede okuyan kızlardan birinin intihar girişiminde bulunduğunu öğreniyoruz. Okulun güzel kızlarından olan Ayşen, sevgilisinden hamile kaldığı için intihar girişiminde bulunmuş, ölmek istemişti. Onu daha sonraki günlerde okulda görmedik. Yaşanan bütün dramlara rağmen hayat akıp gidiyordu.
Devamı
 
 
Haydarpaşa Garı
 
Haydarpaşa Garı

1970 öncesi yılların Türk filmlerinden tanıdık bir görüntü; elinde tahta bavulu ile genç bir adam kemerli büyükçe kapıdan ilerler, merdivenlerden yavaşça inmeye başlar.Adam bir an durur, kamera daha geniş bir açıdan arkasındaki devasa yapıyı görüntüler. Adamın bakış açısından ise yüzlerce insan geçip gitmektedir: bütün karmaşıklığı, kalabalığı ve büyüsü ile İstanbul’la yüzleşme zamanıdır. İşte bu tanıdık görüntüde yeralan ve Ortaçağ şatolarını hatırlatan mimarisi ile insanı hayran bırakan yapı Haydarpaşa Garı’dır.

Devamı
 
 
Satranç
 
Satranç

Ünlü Alman Filozofu Goethe'nin zeka ölçüsü, büyük felsefeci Leibnitz'in bilim dalı olarak gördüğü satranç,dikkat isteyen, buluş yeteneği, hayal kurma gücü veren, acele etmeden beklemeyi öğreten, ölçülü ve soğukkanlı davranmayı gerektiren, düşünme olanağı sağlayan asırlar boyu milyonlarca kişi tarafından oynanan bir oyundur.

Satranç kelimesi Hintçe "Sandregn" den gelir. Satranca, İngilizcede "Chess check patterns", Fransızca da "Echecs" denir.

Devamı
 
 
Tabip Odası tarihi, ülkemizin tarihi ile içiçedir.
 
Tabip Odası tarihi, ülkemizin tarihi ile içiçedir.Sağlığımız ve Cumhuriyet tarihi. Önce sağlığın tanımını yapalım.Dünya Sağlık Örgütüne göre Sağlık “Sağlık, sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir.”  Bu nedenle Cumhuriyet tarihinin bazı olaylarını içeren kronolojiden yararlanılarak dönemin önemli gelişmeleri de hatırlatılmıştır. Ayşe Nur Gökçe’nin tez olarak hazırladığı “İstanbul Tabip Odası Tarihi” başlıklı çalışmadan, TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Füsun Sayek’in yayıma hazırladığı “TTB Tarihine Giriş” başlıklı kitaptan yararlanılmıştır. Hekimliğin doğuşu, Anadolu’da hekimlik, eski tıp fakülteleri: İnsanlık tarihi kadar eski mesleklerden biri de hekimliktir. İlk çağdan başlayarak tanınmış bilginlerin çoğu insan sağlığı ile uğraşmış, Anadolu da birçok uygarlığa ve ünlü hekimlere ev sahibi olmuştur. Hipokrat bunlardan biridir. Hekimlerin ünlü yemini hala onun adını taşıyor.
Devamı
 
 
Vietnam Savaşı
 
Vietnam SavaşıEski Fransız kolonisi olan bir kısım Hindiçini topraklarındaki Vietnam, Vietminh isimli ihtilalcilerin Fransız kuvvetlerini Dien-Bien-Phu Kalesi'nde mağlup etmelerinden sonra toplanan 1954 Cenevre Konferansı ile, sonradan birleştirici seçimler yapılmak üzere, 17.nci enlem boyunca "Kuzey ve Güney" olarak ikiye bölünmüştü.Bu bölünme zamanla yerleşerek kuzeyde Vietnam Halk Cumhuriyeti (Başkent Hanoi) güneyde de Vietnam Cumhuriyeti (Başkent Saygon) şeklinde devam etti. Bu ikinci devletin bazı bölgelerinde, kuzeyle birleşme taraflısı komünist eğilimli (Vietkong) gerillaların başlattıkları bir iç savaş zamanla büyüdü ve ABD Güney Vietnam'a yardıma başlarken, Kuzey Vietnam da Vietkong'a yardım ediyordu. 1965'ten sonra ABD kuvvetleri gittikçe buradaki güçlerini ve faaliyetlerini artırıp, kuzeyden gelen müdahale karşısında bu topraklara karşı da askeri harekata girişti.
Devamı
 
 
Bir İstanbul Klasiği Tramvay
 
Bir İstanbul Klasiği Tramvay

Caddenin tam ortasından yürüyorum. Her gün yüzbinlerce oyuncunun boy gösterdiği bu sahnede, kendime düşen rolü yerine getirip, ben de o bildik koşuşturmanın içine dalıyorum. Uzak bir hayal boyutundan kopup gelen çan sesleri caddede yankılanarak bana doğru yaklaşıyor. Sesler iyice yükseliyor. Dönüp arkama baktığım anda irkiliyorum. Kafamın içinde dönüp duran bin türlü hayalden can havliyle sıyrılıp kendimi iki metre öteye zor atıyorum. Son anda fark ettiğim tramvayın vatmanı ayıplar gözlerle bakıyor: “Dikkat etsene be oğlum, iki saattir çan çalıyoruz, koskoca tramvayı görmüyor musun?...”

Devamı
 
 
İstanbul’un Kahvehaneleri
 
İstanbul’un Kahvehaneleri

Güneşli günlerin devri bitip, yağmurlu havalar saltanatını ilan edince, bu koca şehrin insanları da kendilerine sığınacak yer aramaya başlar.Artık mevsimlerden kış, duygulardan hüzündür yaşanan. Masmavi gökyüzünün kanı kaynatan özgürlük duygusu, yerini gri havaların melankolik ruh haline bırakmıştır.
Şimdi açık hava mekanlarını terk edip buğulu camların ardına çekilmenin vaktidir. Sadece soğuktan kaçmak için değil, vakit geçirmek, kafa dinlemek, kimi zaman da bir iki dostun muhabbetine kulak vermek üzere mekan değiştirmek gerekir.

Devamı
 
 
Noel Baba & Noel Yıldızı
 
Noel Baba & Noel Yıldızı

Anadolu topraklarında doğmuş, yaşamış ve ölmüş bir Hristiyan aziz: tüm insanlar için sevgi sembolü olan Noel Baba (St. Nicholas, Aziz Nikola, Santa Claus, Heilige Nikolaus), M.S. 245 yılında Fethiye yakınlarında Patara kentinde doğmuştur. Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak iyi bir eğitim görmüş ve kendini insanlara adamıştır. Yaptığı yardımlarla çevresinde sevgi bağı oluşturan St.Nicholas, denizcilerin ve çocukların koruyucusu olarak Noel Baba adı ile bu güne dek yaşatılarak efsaneleştirilmiştir.

Devamı
 
 
Sadberk Hanım Müzesi
 
Sadberk Hanım Müzesi

Tarihî belge, doküman, eşya ve kalıntıların bulunduğu müzeler, insana tuhaf bir his verir: Herbiri yüzlerce, binlerce yıllık tarihi malzemenin arasında dolaşmak, incelemek, tarihe elinizi uzatmak... Şimdi hepsi mazi olmuş insanların ellerinde şekil bulmuş, gündelik hayatlarında kullanılmış bu nesneler, tarihin gri perdesini aralamanın garip ama keyifli hissini tattırır insana.

Vehbi Koç’un eşi Sadberk Hanım’ın girişimiyle temelleri atılan Sadberk Hanım Müzesi’nde de benzer bir hisse kapılıyorsunuz. Hayatının son günlerinde kurulmasına vesile olduğu müzeyi göremeden, 23 Kasım 1973’te hayata gözlerini yuman Sadberk Hanım’ın vasiyeti üzerine, adını yaşatacak olan müzeyi Büyükdere’deki yalıda kurmaya karar veren Koç Ailesi, işe önce bu binayı onartmakla başlar.

Devamı
 
 
Caz'ın Kökeni
 
Caz'ın Kökeni

 Caz müziği 1880' lerde New Orleans'ta gelişmeye başladı ve 1920'lerin başında New York, Los Angles ve Chicago'da yapılan kayıtlarla son şeklini aldı. O zamanlar birçok değişik akım cazın ortaya çıkışında yol gösterici olmuştur. Bunlardan biri melodilerin ve akorların eşliğinde simgesel olarak özgürlüğe kavuşma çabalarıydı. Bu akım bugün doğaçlama olarak tanımladığımız olaya liderlik etmiştir. Bir diğeri ise, siyahi Amerikalıların yarattığı blues ve ragtime gibi müzik türleriydi.

Devamı
 
 
Fermanlar
 
Fermanlar

Bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun haşmetini, kağıt üzerine yansıtan tuğralı buyruklar, artık salt birer tarihsel belge olmaktan çıkıp, Avrupa’nın ünlü müzayede salonlarında gözde bir emtia ve duvarları süsleyen, özgün, sanatsal önemi olan bir aksesuar haline gelmiştir. Bunun sebebi de, son yıllarda sanat ve kültür dünyasında, özellikle Türk-İslam sanatına duyulan ilgi; konuyla ilgili yayınlar, müzayedeler ve bilhassa dünya medyalarının gündemini uzun süre meşgul eden Kanuni Sultan Süleyman Sergisi gibi görkemli sergilerdir. Konumuz olan tuğralı belgeler içerikleri değişik olsa da, dış görünümlerindeki benzerlikleri nedeniyle halk arasında “Ferman” olarak anılmaktadır.

Devamı
 
 
Anadolu'da Selçuklu Çağı Sanatı ve Alaeddin Keykubad
 
Anadolu'da Selçuklu Çağı Sanatı ve Alaeddin Keykubad

Selçuklu Çağı, Avrasya Türk göçerlerinin (yani Oğuzların, İslamlaşmış terminoloji ile Türkmenlerin) İslam dünyasına egemen olmaları sürecidir. 11. yüzyılın başlarından bu yana bu fetih, özümleme ve özümlenme süreci Orta ve Yakın Doğu'nun hiçbir köşesinde Selçuk adı kalmayana kadar devam eder. Selçuklu Çağı 11. ve 13. yüzyılları içine alan üç yüzyıllık büyük bir dönüşüm çağıdır.
Bu dönemde Arap İslamı, Kur'an'a dayalı kültürel otoritesini yitirmeden, kendi sınırlarına çekilir. İran kökenliler politik otoritelerini yitirirler.

Devamı
 
 
Hat Sanatı
 
Hat Sanatı

Arapça hüsn: "güzel", hat: "çizgi", yazı ve HÜSN-İ HAT olarakta bilinir.
TÜRLERİ:
Hazret-i Muhammet’den (s.a.v), Kuran-ı Kerim’in toplanmasından sonra, İslam dininin bilime verdiği özel önemin etkisiyle, çok sayıda katip yetişmiş, yazı da doğal olarak büyük aşamalar göstererek mimarlık, bezeme gibi önemli sanat kolu olmuştur. Bu yazının ilk biçimi olan ve adını Kufe kentinden alan köşeli karakterli kufi “Ümmü’l-Hutut” (Hazret-i Ali’nin “kufi” hattı bulduğu söylenir) yazısının yerini IX. yüzyıldan sonra aklam-ı sitte almaya başladı. Aklam-ı sitteyi oluşturan muhakkak, reyhani, sülüs, nesih, tevki ve rıka adlı altı temel yazıda yuvarlak çizgilerin hakim olması hattatlara büyük kolaylıklar sağlıyarak hat sanatının ufkunun gelişmesine yol açtı.

Devamı
 
 
Şef Seattle'ın Mektubu
 
Şef Seattle'ın Mektubu

1854 yılında Amerikalı beyazların Kızılderililere ait bazı toprakları satın almak istemesi üzerine Büyük Şef Seattle, hâlâ geçerliliğini koruyan, son derece ilginç bir konuşma yapmıştı. Aşağıda okuyacağınız bu konuşma metni, belki de tüm zamanların çevre hakkında söylenmiş en anlamlı, içten ve güzel sözlerini içeriyor.

"Washington'daki Büyük Şef topraklarımızı satın almak istediğini bildiren sözünü göndermiş!.. Büyük Şef aynı zamanda dostluk ve iyi niyet sözlerini de göndermiş!.. Bu çok nazik bir davranış... Çünkü karşılık olarak bizim dostluğumuza hiç gereksinimi yok. Ama biz onun önerisini düşüneceğiz. Çünkü iyi biliyoruz ki eğer topraklarımızı satmazsak, beyaz adam silahlarla gelip onu gene elimizden alabilir. Ama biz bazı şeyleri anlamıyoruz. Gökyüzünü, toprağı, kayaların ısısını, nasıl olur da alıp satabilirsiniz? Bu düşünce bize garip geliyor! Eğer biz havanın tazeliğine ve suların pırıltılarına zaten sahip değilsek, siz onları nasıl satın alabilirsiniz?

Devamı
 
 
Harem
 
Harem

Harem birçok filme, kitaba, şiire, tiyatro ve sanata konu olmuş bir yer. Batılı yazarlar ve turistlerin Harem ile ilgili düşüncelerinde erotik ve hayali sahneler yer alır. Tarik konusunda basılı yayından takip ettiğimiz Murat BELGE' nin bu konudaki yorumunu da size aktarmak istiyoruz." Haremi batıda epey yaygın olan, padişahın sınırsız cinsel özgürlüğe sahip olduğu bir cümbüş mekanı gibi düşünmekten kaçınmalıyız. Padişahın cinselliği, çoğu yazısız birçok kuralla sınırlıydı. Haremdeki herkes, haseki sultanlar, valide sultanlar, önde gelen hizmetkarlar vb. oldukça katı bir kurallılık içinde toplam iktidarı paylaşıyordu. Onun için burayı ve buradaki hayatı bir aygırın hüküm sürdüğü bir hara gibi tasavvur etmek yanlış olur."
1960'lı yıllarda Harem'in restorasyonunda görevli bir Fransız tarihçisi olan Robert Anhegger'i dinlemek gerekiyor:
 " Harem'in Avrupalıların yüzyıllarca yazıp çizdiği ile hiç bir alakası olmadığını farkettim. Harem padişahın dilediği kadınla yatması için düzenlenmiş bir kurum değil. Mimarisi bile buna uygun değil. Padişahın cariyeleri görebilmesi ve aralarından birini seçebilmesi mümkün değil. Kapılar daireler geçişler buna göre planlanmamış.

Devamı
 
 
Bilgisayar Kullanırken Dikkat!
 
Bilgisayar Kullanırken Dikkat!

Bilgisayar kullanıyorsanız bunlara dikkat edin!
Bilgisayar kullanımına bağlı sağlık sorunları nedeniyle başvurular işle ilgili hastalıkların %64'ünü oluşturmakta, aynı zamanda iş veriminde düşüşlere neden oluyor.
Bu sağlık sorunları arasında göz ve kas iskelet sistemi sorunları önde gelirken, kişilik, sosyal ve ruhsal durum üzerine de etkileri olabileceği düşünülüyor.
Fiziksel risk etmenleri arasında; kas gücünün aşırı kullanılması, uygun olmayan duruş biçimi, uzun süre bilgisayar karşısında ara vermeden çalışmak yer alırken, ruhsal risk etmenleri arasında; aşırı iş yükü duygusu, stres, olumsuz iş ortamı ilişkileri sayılabiliyor.

Devamı
 
 
Size beyninizin nasıl çalıştığını anlatalım ?
 
Size beyninizin nasıl çalıştığını anlatalım ?

Beyin sürekli değişip, güncellenebilen, milyonlarca bilgiyi aynı anda işleme becerisine sahip yaşayan bir bilgisayar gibidir. Yapısını anlamak, kendimizi anlamaktır. Beyin pek çok biçimde bozulabilir ve bu bozukluk ruhsal hastalıklarla sonuçlanabilir. Dolayısıyla beyni oluşturan unsurları, nasıl çalıştığını, nasıl korunacağını, nasıl güncelleyip en az hasarla düzgün bir şekilde çalıştıracağımızı bilmek zorundayız.
Hücre....
İnsan beyninin temel unsuru beyin hücresi- nörondur. Sinir hücresinin gövdesi, hücrelerin haberleşmesini sağlayan kimyasalların (psikiyatrik hastalıklarda dengeleri değişen serotonin, norepinefrin, dopamin gibi) üretiminden sorumlu, beynin komuta merkezidir.

Devamı
 
 
İstanbul Barosunun Tarihçesi
 
İstanbul Barosunun Tarihçesi

Avukatlık mesleğini düzenleyen ilk metin 13 Ocak 1876 tarihli Dava Vekilleri Tüzüğüdür. Tüzüğün yürürlüğe girmesine rağmen dava vekilleri bir araya gelerek genel kurullarını yapıp "faal bir dernek" kurmadıklarından İstanbul Barosu 1876 yılında faaliyete geçememiştir.
1876 tarihli Nizamnamenin 31'inci maddesinde yer alan hükmünü yerine getirmek üzere İstanbul'da bulunan dava vekilleri ilk toplantılarını (24 Mart 1294) 5 Nisan 1878 Cuma günü yaptılar. Yapılan bu ilk toplantıda Meryem kuli başkan, Mehmet Şehri başkan yardımcısı Karabet Gürcü katip ve sandık eminliği görevleri ile dernek yönetim üyeliğine seçildiler.

Devamı
 
 
Tarihi Vefa Bozası
 
Tarihi Vefa Bozası

Soğuk kış günlerinden bahara kucak açtığımız bu ay, soğuk günler pek peşimizi bırakacak gibi gözükmüyor.
Efendim sizi bilmem, ama ben tarihi yarımadada doğup büyüdüm. Biz kış gecelerinde özellikle  kar yağdığı zaman yürüyüş yapar, sonra soluğu Vefa Bozacı' sında alırdık.
Ama eminim ki, sizde evinizde sohbetlerde veya TV seyrederken, sokaktan geçen bir " Boozaaa!" sesini duymuşsunuzdur.
Nisan ayında kahve molası yerine tarihi Vefa Bozacısı' nda mola verelim istedik. Eğer Taksim istikametinden Aksaray' a gidiyorsanız Bozdağan Kemeri' ni sağda en son bölümden geçerek bir "U" dönüşü yapın.Daha sonra Fatih Reşat Nuri Güntekin Tiyatrosu önünden sağa saptığınızda 300 m. sonra solda Vefa Lisesi' ne gelmeden Tarihi Vefa Bozacısı' nı göreceksiniz.

Devamı
 
 
Kök hücre nedir?
 
Kök hücre nedir?

Kök hücreler, insan vücudunda bulunan ve her türlü vücut hücresine dönüşebilen ana hücrelerdir. Nerede bir zedelenme veya onarım ihtiyacı varsa, oraya giderek gereken hücre tipine dönüşür ve hasarı onarırlar. Kalp krizi geçirende kalbe, karaciğer harabiyeti olanda karaciğere, kemiği kırılanda kırık hattına giderek gerekli tamiratı yaparlar. Hangi tip hücre ve dokuya ihtiyaç varsa ona dönüşürler. Vücutta en fazla olduğu zaman anne karnındaki bebeklik çağıdır. Daha sonra alınan yaşlarla beraber sayısı azalır. Nitekim, yaşlanmayla beraber doku, organ iyileşmelerinin daha yavaş ve güç olduğu da bilinen bir gerçektir.

Devamı
 
 
Simulacra
 
Simulacra

İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema-TV Bölümü öğretim görevlisi İlker Canikligil'in “Simulacra” adlı filmi, Türkiye ve Avrupa’da elde ettiği başarılarına, 7. Machester Uluslararası Kısa Film Festivalinde aldığı “en iyi film” ödülünü de ekledi...

Devamı
 
 
Büyük kaos beklentisi var
 
Büyük kaos beklentisi var

İki gündür dünyaya hakim olan güçlerin başlatmış olduğu Büyük Savaşa giden sürecin anlamını çözümlemeye çalışıyorum.

Önceki yazılarımda akla ilk gelen rasyonel nedenlerin de bu gelişmede rol olabileceğini ancak olan biteni anlamamızda yeterli kalamayacağını göstermeye çalıştım.

Çünkü güç sahipleri bu gibi yeniden paylaşım savaşlarında daha önce görülmedik bir aceleyle, neredeyse panik içinde hareket ediyorlar ve rasyonel düşünce sınırlarını zorlayan bir acımasızlıkla bir yerlere varmaya çalışıyorlar.Bu davranış biçiminin iki türlü açıklaması olabilir.

Devamı
 
 
Harput Musikisi
 
Harput Musikisi

Dünyanın en geniş sahalarına yayılmış oldukça köklü ve zengin bir birikime sahip olan Türk Kültürü içerisinde, Türk Kültürünü yoğun ve ''orijinal'' bir şekilde yansıtan; Harput -Elazığ Kültürü günümüze ulaştırdığı bu ''orijinal'' değerleri ile büyük önem arz eder.
Bilim adamlarının, alim ve sanatkarların adeta harman olduğu, ekonomi ve eğitim alanında bölgesinin merkezi konumunda bulunan ve yabancı seyyahların ''Şarkın efsanevi şehri'' diye tanımladıkları Harput-Elazığ'ın yaşadığı hareketli ve zengin hayat tarzı sonucunda, ortaya koyduğu ve günümüze kadar ulaşan en önemli kültürel unsurlarından birisi de; kendisine has bir yapısı ve özelliği olan bir makam tertibine ve düzenine sahip olan klasik enstrümanlarla keman, kanun, ud, klarnet ve cümbüşle çalman bugün de büyük bir beğeniyle dinlenen, müziği gelmektedir. Bu müzik ''Harput Musikisi'', ''Harput halk Musikisi'', ''Harput Şarkı ve Türküleri'' gibi isimlerle anılmaktadır.

Devamı
 
 
Elazığ / Harput
 
Elazığ / Harput

Nisan Ayı'nda, Diyarbakır'dan Elazığ'a gidiyoruz. Hazar Gölü'nün kıyısından Elazığ' a ulaşıyoruz. Yolda bu eşşiz güzellikte karlı Hazar Baba Dağı ve eşsiz güzellikteki göle bakıp hayaller kurup, düşler sokağında geziyorsunuz. Güneydoğu Anadolu Bölgemiz'de birbirinden güzel öyle güzel beldeler, şirin, tarih ve kültür fışkıren ilçeler var ki…Yeter ki siz oturduğunuz yerden bir karar verin. Şimdi ekonomik uçak biletleriyle farklı bir ili, farklı bir kültürü keşfedebilirsiniz. Bu güzel gölde özellikle yandaki fotoğrafa baktığınızda hamile bir kadını ayaklarını uzatmış yatarken göreceksiniz. Bir de hikayesi var tabi, bu şeklin…Gölün derinliklerinde bir şehir olduğu söylenir. Susuzluk çekilen bir dönemde, oradan geçen hamile bir kadın susuzluktan kırılıp, evlerin kapısını çalmış, hiç kimse kadına su vermemiş. Kadının yardımına Hazar Baba yetişmiş ve elindeki asayı şu anda göl olan şehrin ortasına vurmuş ve yerden sular fışkırmış kadın susuzluğunu gidermiş ve lanetlenen şehir sular altında kalmış derler…hikaye bu doğru mudur, uydurmamıdır bilinmez, ancak şekle bakınca hamile kadın şeklini farkedebiliyorsunuz. 

Devamı
 
 
Çalışma masanız kişiliğinizin aynası
 
Çalışma masanız kişiliğinizin aynası

İşyerinizdeki masanızı nasıl tutuyorsunuz, düzenli misiniz, dağınık mı? ''Masam, benim masam, kime ne'' diyorsanız, yanılıyorsunuz. Çünkü masanız kişiliğinizin aynası.
Logitech şirketinin yaptırdığı araştırmada, Avrupa çapında yüzlerce çalışma masası mercek altına alınarak, sahiplerinin kişilikleri incelendi. Psikolog Cary Cooper, araştırma sonucunda, ''büro animatörü'', ''düzen fanatiği'', ''ailesine düşkün tutarlı kişi'', ''tasarım aşığı lider'' ve ''kaosun hakim olduğu dahi'' olmak üzere 5 ayrı kişilik tespit etti.

Devamı
 
 
Tıpta yeni adım: Yüz nakli
 
Tıpta yeni adım: Yüz nakli

Amerika'da bir grup bilimadamı, dünyanın ilk yüz naklini gerçekleştirmek için izin bekliyor.
Yüz nakline izin verilirse, bağışlanacak organlar listesine "yüz" de eklenecek. Kentucky'deki Louisville Üniversitesi plastik cerrahi ekibi, yüzünde ciddi deformasyon bulunan hastalara, bir ölünün yüzünü nakletme konusunda hazırlıklarını bir süre önce tamamladıklarını açıkladılar.

Devamı
 
 
Sigara (Keyifli, Öldürücü Bağımlı
 
Sigara (Keyifli, Öldürücü Bağımlı

Sigaranın, Avrupalı kâşiflerin Kuzey Amerika'ya gidip, oranın yerli halkıyla barış çubuğu tüttürmesine kadar uzanan çok eski bir tarihçesi var. Sizlere burada tütünün kronolojik tarihçesini sunuyoruz:

19. Yüzyıldan Önce Tütün Kullanımı
1492'den önce: Amerika kıtasının yerlileri tedavi ve dini amaçlarla tütün üretimi yapıyorlardı.

1492: Kristof Kolomb Amerika'yı keşfetti. Avrupa'ya döndüğünde yanında bu kıtada daha önce hiç görülmemiş olan tütün tohumları ve yaprakları vardı. Kolomb'un mürettebatından Rodrigo Jerez tütün içerken görüldü ve şeytan tarafından ele geçirildiği iddia edilerek hapis cezasına çarptırıldı.

Devamı
 
 
Ayakkabı' nın uzun ve renkli tarihi
 
Ayakkabı' nın uzun ve renkli tarihi

Mısırlıların papirüs sandaletlerinden Japonların itibar göstergesi ayakkabılarına, Roma’lı askerlerin ilkel postallarından Vinci’nin topuklu ayakkabı tasarımına kadar uzun bir hikayesi var ayakkabının.
Ayakkabı deyip geçmemek gerek bir kalemde. Ayakkabı, adı üstünde ayağın kabı... İnsanoğlunun en temel ihtiyaçlarından birini gidermenin aracı. En temel ihtiyaçlardan biri olduğu için, tarihi de bir o kadar eski. Yiyecek ve barınak aramak için yollara düşen ilk insanların, sıcak kumlardan, keskin kayalıklardan ve dikenli bitkilerden ayaklarını korumak için yaptıkları bir giysi.

Devamı
 
 
Vietnam-Vietnam
 
Vietnam-Vietnam

I. BÖLÜM

KONU İLE İLGİLİ ÖN BİLGİLER

HO CHİ MİNH:
Vietnam devletinin efsanevi lideri.Fransız Komünist partisinin ve Viet-Minh gerilla  örgütünün kurucusudur. Vietnam ulusal hareketine yaklaşık 30 yıl boyunca önderlik eden Ho, Asya'da II. Dünya savaşı sonrasında sömürgeciliğe karşı hareketin başını çekenlerden ve XX. Yüzyılın en etkili komünist önderlerinden biridir.Ho Chi Minh 1969 yılında Kuzey Vietnam'ın başkenti olan Hanoi'de ölmüştür.

Devamı
 
 
Dünyalıların aracı 'buzlu Dünya'ya indi
 
Dünyalıların aracı 'buzlu Dünya'ya indi

Avrupa Uzay Dairesi'ne ait Huygens aracı, Satürn'ün en büyük uydusu Titan yüzeyine başarıyla indi.  
Titan'ın atmosferi Dünya'nınkini andırıyor
Yedi yıl önce Cassini aracıyla birlikte Dünya'dan yola çıkan Huygens, Satürn'ün en büyük uydusu Titan'a doğru sabah saatlerinde başladığı inişi yaklaşık 2,5 saatte tamamladı.
Atmosfere girerken kontrol merkezine ısı kalkanının ve paraşütünün çalıştığını gösteren sinyaller gönderen Huygens, veri geçişine de başladı.

Devamı
 
 
Vudu Afrikaans
 
Vudu Afrikaans

Yeni dünya' da gün geçtikçe yayılan vudu, makumba, Santeria nedir? Ne Değildir? Akla ilk gelen batıl inançlar, Zombiler ve İğneli Taş bebekler ne denli denli doğru? Vudu nun gerçek sırları nelerdir ? Ayinleri nasıldır? Gerçekten bir din midir?

 “Uzak ve soluk, boğuk davul sesi sanki ormanın kalbinden yükseliyordu. Ses titreşimlerin dışında başka bir şeylerin varlığını hissetim. İlkel geçmişin o anla kaynaştığı, bilinmeyene doğru sürükleyen bir çekim gücü, hiç değişmeyen ritimli zonklamalarıyla beni çağırıyordu.

Devamı
 
 
Türklerde Merasimler
 

Türk soyları için aynı etnik birliklere dahil oldukları için onların merasimlerindeki benzerlikler doğaldır. Fakat bu benzerliklere rağmen bugünün Türk soylu halklarının ananelerinde, dinî inançlarında ve aynı olan merasimlerinde farklar ortaya çıkmaktalar. Bunun sebeplerini açığa çıkarmak için Türk soylarının geçmişi ve bugünü için birkaç söz söylemek gerekiyor.
 
Bildiğimiz gibi, merasimler ikiye ayrılmaktalar. Bunlar aile ve mevsim merasimleridir.

Devamı
 
 
Satürn
 
Satürn

Güneşe uzaklığı: 1343 1425.5 1509 Mio km
Yörüngesel dışmerkezlilik: 0.056
Yörüngesel eğiklik: 2.50
Eksensel eğiklik: 26.40
Çap: 120.500 km
Kurtulma hızı: 35.4 km/sn
Kütle: 95 (Yer = 1)
Hacim: 744 (Yer = 1)
Yoğunluk: 0.7 (su =1)
En yüksek kadir: 0.3
Dolanım süresi: 29.5 yıl
Eksensel dönme: 10 s 14 dk
Kavuşum dönemi: 378.1 gün

Devamı
 
 
Otağı Hümayun
 
Otağı Hümayun

Osmanlı Çadırları
Gerek Avrupa'daki müzelerin koleksiyonlarında, gerekse Askeri Müze ve Topkapı Sarayı Müzesi'nde korunarak günümüze ulaşan Osmanlı çadırları, önemli bir kültürü yansıtan birer sanat eseri niteliğindedir. Önce işlemeleriyle göz alan bu çadırlar, insana yapısı, kullanımı ve Osmanlı yaşamı içindeki yerinin ne olduğunu düşündürür.
Çadır, Osmanlıların askeri seferlerinde, devlet törenlerinde, günübirlik kır gezilerinde ve çok azalmış da olsa hâlâ Anadolu'da yaşayan göçebe aşiretlerin günlük hayatlarında karşımıza çıkar. Osmanlı'nın kuruluşundan beri yaptığı büyük askeri seferleri iyi değerlendirebilmek için çadır kültürüne bağlı olarak ordunun organizasyonuna bakmak gerekir.

Devamı
 
 
Osmanlı da Bayramlar
 
Osmanlı da  Bayramlar

Eski İstanbul’da, bayramların en görkemli yaşandığı mekan Topkapı Sarayı idi. Teşrifat-ı Kadime denilen saray protokolü gereği Ramazan içinde düzenlenen dinî törenlerin yanısıra bayramdan üç gün önce başlayıp bayram günleri boyunca süren saraya özgü şaşaalı kutlamalar yapılırdı.

Devamı
 
 
Mehter
 
Mehter

Anadolu halk kültüründe davul-zurna göreneği ile halen izlerine rastlanan mehter müziği, yüzyıllar boyunca Osmanlı ordusuna girdiği her savaşta eşlik etmiştir. Bir hükümdarlık ve bağımsızlık belirtisi olarak düşünülen mehter müziği, ordunun her dem güç ve cesaret kaynağı olmuştur denilebilir. Muharebeye girmeden önce coşkulu şarkılar söylenmesi, yeri göğü inleten köslerin vurulması sayesinde düşmanın paniğe uğratıldığını bilmeyen yok gibidir. Mehter müziği bestecileri de düşmanın cesaretini kırıcı eserler yaratmaya özen göstermişlerdir. Mehterin 1299’da Osman Gazi’ye beylik verilmesinin nişanı olarak III. Keykubat tarafından tabıl ve alem gönderildiğinde kurulduğu kabul edilir.

Devamı
 
 
Galata - Bir İstanbul Klasiği
 
Galata - Bir İstanbul Klasiği

Kentler vardır, ebedidir. Güzellikleri ve ihtişamlarıyla nesilleri büyülerler, isimleri sık sık geçmeden insanlığın destanı yazılamaz. Semtler vardır, kentleri kadar şöhretlidir. Bir arşıncık yere sığışsalar da, bir uzun tarihin icra edildiği sahnelerdir onlar. Galata bunların başında gelir; iki dünya imparatorluğunun başkentinde nereden baksanız, tarihin hangi sayfasını çevirseniz, “Evet, gene ben,” der. Oysa ki, İstanbul halkı Galata’ya hep kuşkuyla, hep yabancı diye baktı. Çünkü o, Akdeniz’in batısını, hatta Atlantik’i temsil ediyordu. Uzaktan güzel, ama yabancı görünümlüydü. Bizans halkı oraya “Pera-Karşı” dedi. Osmanlı Türkleri eski adı “Galata”yı tekrarladı. Galata ismi İtalyanca merdivenli yol demek olan calata’dan mı yoksa süt anlamındaki galaktos’tan mı geliyor? Bunu tartışmak gereksiz.

Devamı
 
 
Eski İstanbul' da Sakalar
 

Su tesisatının bulunmadığı eski İstanbul evlerinde su ihtiyacı, çeşitli yollarla karşılanmaya çalışılırdı. En basit su temin yolu ise mahalle çeşmeleriydi. Çeşmelerin önünde oluşan kalabalık, bazı evlerin çeşmeye uzak oluşu, ev işlerinin çokluğu ve zaman darlığı su temin edebilmek için yeni çözümlerin bulunmasına neden oldu.15. yüzyılda kurulan Saka Loncası, evlere para karşılığında su taşıyan kişileri biraraya getirmişti. 19. yüzyılın sonuna kadar, evlere suyu bu loncaya bağlı kişiler taşıdı. Her mahallenin loncaya kayıtlı belirli miktarda sakası bulunurdu. İzin belgesi olmadan su alıp satmak yasaklanmıştı. Sakaların sebillerden su almaları gediğe bağlanmıştı.

Devamı
 
 
Reiki
 
Reiki

Mikao Usui Sensei, Reiki'nin kurucusuReiki'nin kurucusu olan Usui Sensei ( usta, hoca) hakkinda cok fazla detayli bilgiye sahip degiliz. Budist adi Gyohan'dir.Ozellikle Reiki Amerika ve diger ulkelerde yayilmaya basladigi zaman Usui Sensei'nin hayati hakkinda bircok hikaye uretilmistir. Gercek hayat hikayesi ise Tokyo'da Bodhi Tapinaginda bulunur. Bu yazit 1927 Subat'inda yani olumunu takip eden sene icinde, 2000 ogrencisi tarafindan hazirlanmistir. Babasi Uzaemon askeri komutan olup, samuray kokenli bir aileye mensuptur. Japonya'nin Gifu Eyaletine bagli Yamagata sehrinin Taniaimura koyundendir, babasinin ailesi 11 kusaktan beri ayni koyde yasamistir.

Devamı
 
 
Formula 1 ' in Tarihçesi
 
Formula 1 ' in Tarihçesi

Formula 1 Tarihi (1950 - 1959) 

İlk gününden bu yana motor sporlarının zirvesi kabul edilen ve dünyada en fazla izleyici toplayan spor etkinliği olan Formula 1, 2000 yılında 50. yılını kutladı.
Formula 1, 1950 yılının Mayıs ayında, İngiltere’nin efsanevi pisti Silverstone’da start aldı. Bugüne kadar 749 Grand Prix gerçekleştirildi. Şampiyon olabilmek için yıllardır onlarca takım, yüzlerce pilot ve binlerce marka pistlerde kıyasıya mücadele etti.
Motor sporlarının zirvesi olarak kabul edilen ve dünyada en fazla izleyici toplayan spor etkinliği olan Formula 1'de, 2000 yılında 50. yaşını kutlayacak. Her zaman olduğu gibi pilotların ve takımların inanılmaz ve heyecan verici mücadelesine ev sahipliği yapacak. Yeni sezonun sonunda zafer kazanan, Y2K ve F1-50 şampiyonluklarını da elde edecek.

Devamı
 
 
Filateli Nedir?
 
Filateli Nedir?

Posta pulları, dünyada ilk kez 06 Mayıs 1840 tarihinde İngiltere'de kullanılmıştır. Ülkemizde ise 13 Ocak 1863 tarihinde kullanılmaya başlamıştır. Posta pulları aynı zamanda koleksiyon amacıyla da kullanılmaktadır.

Posta pulları bir ülkenin kültürel, politik, turistik ve ekonomik propagandasını yapar. Bayrak gibi toprak gibi bağımsızlık sembolüdür. Posta pulları ve bununla ilgili İlk Gün Zarfı, Özel Gün Damgası, Posta Kartı ve benzeri maddeleri biriktirmeye FİLATELİ (Pulculuk), bu işi yapan kişiye de FİLATELİST denir.

Devamı
 
 
Eko Sistem'den Notlar
 
Eko Sistem'den Notlar

Bir arı kovanını korumak, kovanın bekçileri için intihar anlamına gelebilir. Bal arılarının iğnelerinde bir kirpinin dikeni gibi küçük oklar vardır. Düşmanı sokan arı uçmaya çalışırken iğne orada takılı kalır ve arının karnının arka tarafı yırtılır. Karnının yırtılmış kısmında, zehir salgısı ve onu kontrol eden sinirler vardır. Arı bu yaralanmadan dolayı ölürken, kovanın geri kalanı bu sayede korunmuş olur.
Russel Freedman, How Animals Defend Their Young? s.63

Devamı
 
 
Alkolizm
 
Alkolizm

Şunu unutmamak gerekir ki, alkolizm davranışsal bir bozukluktur ve sürekli ve artan miktarlarda alınan alkole bağlı problemlerin gelişmesi anlamına gelir.
Bir alkolik, tüm kötü sonuçlarına rağmen sürekli alkol içmeye devam eder ve bir süre sonra alkol alımını sınırlayamaz bir hale gelir.
Alkolikler genellikle, alkol içen kişilerle arkadaşlık eder, hatta eşlerini bile onların arasından seçebilir.

Devamı
 
 
Einstein ve Nietzche de Tanrı ve Ölüm Kavramları
 
Einstein ve Nietzche de Tanrı ve Ölüm Kavramları

Bu yazıda Einstein'ın "tanrı" ve "ölüm" kavramları konusundaki görüşlerini özetlemeye çalışırken, bir başka büyük "bilgin" ve "bilge"nin, Friedrich Nietzsche'nin aynı kavramlar üstüne görüşlerinden söz etmek, ve böylece belki de, dolaylı ya da dolaysız, iki düşünürün görüşleri arasında bir karşılaştırma yapmak istiyorum... Einstein'ın dilimize bu yıl çevrilmiş kitabının "künye"sini bir kez daha belirteyim: (A. Einstein, "Yaşam, Ölüm, Savaş, Barış, Bilim, Din, Tanrı ve diğer şeyler üzerine", Sarmal Yayınevi, çev. B. Gündüz). Nietzsche'yle ilgili kitap ise elimin altında 8. basımı bulunan bir roman: (I. D. Yalom, "Nietzsche Ağladığında", Ayrıntı Yayınları, çev. A. Babacan). 

Devamı
 
 
Ezoterizm
 

Ezoterizmin Osmanlıca karşılığı Batinilik olup, Batın; içyüz-içteki anlamındadır. Bunun Türkçe karşılığı ise İçrek sözcüğüdür.

Ezoterik bilgiler denildiği zaman, herkese açıklanmayan ancak belli eğitimlerden geçip o bilgileri almaya hak kazanmış kişilere verilen bilgiler kastedilmektedir.
Ezoterik bilgilerin en önemli yönü yazılı olmaktan çok, bir yol gösterici(Mürşit) tarafından öğrenciye(Mürit) belli bir sistem dahilinde aktarılmasıdır. Bu yönteme inisiyasyon veya tekris denilmekte olup Türk-Şaman geleneklerinde de "El Vermek" deyimiyle yer almaktadır.

Devamı
 
 
Terör
 
Terör

Bireysel ve kitlesel iletişim araçları geliştikçe psikolojik savaş stratejileri ve taktikleri de o ölçüde gelişmiş, çok karmaşık düzeylerde bir bilim ve sanat dalı haline gelmiştir. Bu yönden, içinde bulunduğumuz iletişim çağı "psikolojik savaşlar çağı" olarak da nitelendirilmektedir.

Değişen dünya dengeleri ve uluslararası ilişkilerdeki farklılaşmalar sonucunda, sıcak savaşlar, yerini soğuk savaş metodlarına bırakmıştır. Soğuk savaşın gereği olarak ortaya çıkan psikolojik savaş türü ve bu savaşın vazgeçilmez unsuru düşük yoğunluktaki çatışmalar (Low Indensity Conflict), terör kavramını da beraberinde getirmiştir.

Devamı
 
 
Maya mitolojisinde "tufan" korkusu
 
Maya mitolojisinde

Aztekler, 16. yüzyılda "Fatih" Cortez Meksika kıyılarına ayak bastığında, uygarlıklarının gelişim eğrisindeki son evreyi yaşıyorlardı artık. O görkemli mimari, o göz kamaştırıcı astronomi bilgisi ve benzerini ancak eski Mısır'da gördüğümüz garip yıldız kültürü, altın hırsıyla Yeni Dünya'ya çıkan İspanyolların elinde yağmalandı, yerle bir edildi. Hem de geride pek az iz bırakmacasına. Arkeoloji tarihini anlattığı "Tanrılar, Mezarlar ve Bilginler" adlı kitabında C.W Ceram, Aztekler'den "boynu vurulan kültür" diye söz eder.

Diğer yandan, Azteklerle doğrudan bir bağlantısı olmayan ve ondan çok daha eski, çok daha büyüleyici bir kültürün yaratıcısı olan Olmec'ler ve Mayalar, uygarlıklarının denizin ta öte yakasından gelen açgözlü yağmacılar tarafından yıkılmasına tanık olmayacak ölçüde şanslıydılar denebilir. Bu insanlar, bugün başlangıcının İ.Ö 2500 yılına dayandığı ileri sürülen bir tarihi yaratmışlar, sonra da İspanyollar gelmeden çok önce sessiz sedasız ortadan kaybolup gitmişlerdi. Tam olarak "kaybolmuşlardı" da denemez; ırkları, jungle yakınlarındaki basit ve düz köylerde varlıklarını mütevazı biçimde sürdürmüş, ama o görkemli piramitleri, tapınakları yapan "ustalar ve bilginler" sanki "sır" olmuşlardı.

Devamı
 
 
Saate çok borcumuz var
 
Saate çok borcumuz var

Bir kadran üzerinde hiç durmadan dönen akreple yelkovanın yaşamımızda ne önemli bir yer tuttuğunu biliyor musunuz? 

Lamba,kayık,asa,kitap ve mum gibi birbirleriyle ilgisi olmayan bir şeylerin,henüz bugünkü saatler icat edilmeden önce insanların vakitlerini belirtmelerine yarayan birer araç “saat” görevini gördüklerini biliyor muydunuz? Bir kitabın bir sayfasını okumak için bir zamana,belirli bir süreye gereklilik vardır. Şu halde siz de zamanı okuduğunuz kitapların sayfalarıyla ölçebilirsiniz.
Sözgelişi,diyebiliriz ki:”Bu akşam yirmi üç sayfa okuduktan sonra yatmaya gittim.”

Farelerin delik deşik ettiği meşin kaplı kitap,bir dua kitabıdır.Bu kitap,Augustin adlı bir papazınmış.Bu papaz bulunduğu manastırın zangoçu(çancı) imiş.Her gece, gece yarısından üç saat sonra manastırdaki din kardeşlerini sabah duasına kaldırmak zorundaymış.O saatte saat yokmuş.Çünkü anlattığımız hikaye,bundan bin küsür yıl önce olmuş. Peki bu zavallı Augustin her gece aynı saatte din kardeşlerini sabah duasına nasıl kaldırırmış?

Devamı
 
 
Coca-Cola
 
Coca-Cola

Yüz yılı aşkın bir zamandır insanların keyifle içtikleri alkolsüz içecek...19 uncu Yüzyıl'ın sonlarında Dr. John Pemberton tarafından icat edilen, ve bugün, saniyede 8000 şişe gibi muazzam bir tüketim rakamına ulaşmış sihirli içecek...

Coca-Cola'nın mucidi Dr. Pemberton, Atlantalı bir eczacı. Pemberton, 8 Mayıs 1886 günü, evinin arka bahçesinde, üçayak üzerine yerleştirdiği pirinç bir çaydanlığa koyduğu çeşitli malzemeleri karıştırdığı sırada aklında bir ağrıkesici icat etmek vardı. Pemberton, elde ettiği karışımı kendisi de beğenince bunu pazarlamayı düşündü. Limon, tarçın, koka yaprakları ve bir Brezilya bitkisi olan kola tohumlarının karışımı ile elde edilen içecek ilk olarak Jacob's Pharmacy adlı eczanede 5 cent karşılığında satışa çıkarıldı...

Devamı
 
 
Mantar Bir Bitki mi Yoksa Hayvan mı ?
 
Mantar Bir Bitki mi Yoksa Hayvan mı ?

Bilim adamlarının üzerinde uzun yıllar tartıştığı ve halen bir karara varamadığı bir konudur mantarların ne olduğu.
Mantar nedir?
Bir bitki mi,  yoksa hayvan mı? Yoksa,  ikisi de değil de kendi başına bir varlık mı?Mantarlar,  hayvanlar ve bitkiler alemi arasında yer alan canlılar olarak kabul edilmektedir.  Hareket etme yeteneklerinin olmayışı, hücrelerinin çevresinde bir çeperin varlığı,  sporla çoğalmaları nedeni ile bitki olarak kabul edilirken,  klorofil içermemeleri,  kök,  gövde,  yaprak gibi organlarının bulunmayışıyla bitkilerden farklılık gösterdiği ileri sürülmektedir.

Devamı
 
 
Tek Soruluk Anket
 
Aşağıdakilerden en sevdiğiniz çizgi roman kahramanı kimdir?
Teks Willer
Mister No
Zagor
Conan the Barbarian
Mini anketimize katılmak için lütfen buradan devam ediniz.
 
 
 
Malezya Ordek
 
Malezya Ordek

Ürün Özellikleri
 
 
 
</